kendi isteğimle kapandım ama açılmak istiyorum

Mariekendi içime dönme zamanı hoşçakal demek için ve beni affetmeni istiyorum. Marie, it's time for me to join my own kind, to say farewell, and ask you to forgive me for tomorrow. Kendi içime ulaştım ama, İçim beni kabul etmedi. 9.sınıfım ve 8.sınıfta okulun ilk günü kapanmıştım tamamen kendi isteğimle kapandım ve şimdi açılmak istiyorum bu konuyu ailemle konuştum annem biraz tepki gösterdi ama babam bir şey demedi gerçekten kendimi çok kötü hissediyorum çevremden gelecek tepkiler umrumda değil lütfen biriniz bana yol göstersin motive olmaya Evetarkadaşlar, excelde hazirladiğim tablonun en alt ve en üst satirlarini sabitlemek istiyorum. satırdan başlamak üzere) dondurmak için dondurmak istediğiniz son satırın altındaki satırı seçin ve Bölmeleri Dondur'a tıklayın. duyuru (4) soru (57) müzik (0) film/dizi (0) teknik (8) medikal (4) sözlük (1) yabanci dil (1 Ekrem İmamoğlu’nun başarısı için mücadele eden muhalif medyanın, kendilerine değer verilmesini beklemesi çok doğal. İmamoğlu’nun sadece kendi mahallesine değil, karşı mahalleye açılmak istemesi de siyaseten yanlış bir tercih değil. Ama karşı mahalleyi kazanayım derken kendi mahallesini küstürmemesi lazımdı. Sanki kendi saç hikayemi okudum yukarda. Bu kadar mı aynı olur? Beyazlar kapansın diye siyah yapılan ve açılırken pişmaniye olan saçlar. Buyrun benim :)) Ama akıllandım, kumral ve karamel tonlar artık benim renklerim. Son keşfim Voila Bakır Karamel. Renk çok güzel de boya kalitesinden biraz şüpheliyim. Site De Rencontre Gratuit Similaire A Badoo. Kapanmak istiyorum nasıl giyinmeliyim , kapanmak istiyorum nasıl başlamalıyım veya kapanmak istiyorum ne yapmalıyım gibi sorular her kapanmaya niyet etmiş kişilerin ortak sorunları arasında yer alıyor. Aslında kapanmayı istemek zaten ilk adım olduğu için emin olun devamı çorap söküğü gibi gelecektir. Şimdi kapanmak isteyipte önünde sorun görenlere yönelik bugün sizlere Bu konular hakkında bilgiler sunacağız. Kapanmak İstiyorum Nasıl Başlamalıyım? Kapanmak isteyipte giyim konusunda kararsız kalan bayanlar genelde tesettür giyim sitelerinden veya çevresinde bu konularda bilgisi olan kişilerden yardım alarak bunu gerçekleştiriyor. “Tesettür giyim” denildiğinde bu konu Kuranı Kerim’de belli ve kesin ölçülerde belirtilmiş olduğu için mutlaka bu şekilde giyinilmesi gerekiyor. Günümüzde tesettür giyim adı altında satılan kıyafetlerin çoğu malesef Kuranı Kerim’de anlatıldığı gibi olmuyor. Bu konu dini fetvaya girdiği için ve bende hoca olmadığım için sizlere yanlış bilgi vermekten korkarım bu yüzden. Bu konunun iyi şekilde dini sayfalardan araştırılması gerekiyor. Özellikle tesettür giyim sektörünün son yıllarda aşırı şekilde gelişmesi farklı giyim şekillerinin de ortaya çıkmasına olanak sağlıyor. kapanmak isteyipte nereden başlayacağını bilmeyenler ilk olarak eşarp bağlama yöntemlerini öğrenmesi gerekiyor. Cümlemizi toparlarsak eğer kapanmak istiyorum ne yapmalıyım diyen bir kişi ilk olarak örtünmeyi öğrenmesi gerekiyor. Böylece en önemli ayrıntı geçilmiş olacaktır. Örtünme şekli her kişinin zevkine göre farklılık göstereceği için bir çok internet sayfasında bu konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Eğer şal bağlamanın püf noktaları nelerdir diye merak ediyorsanız buraya tıklayınız. Yine eşarp bağlamanın püf noktaları için tıklayın. Kapanmanın ilk adımını geçtikten sonra sıra gelir kapalı giyeme uygun kıyafetler giymeye. Örneğin dolabınız da kot pantolonlar varsa bunları ihtiyacı olan kişilere vererek işleme başayabilirsiniz. Eğer şal bağlamakta zorlanacağınızı düşünüyorsanız şal nasıl bağlanır adlı yazımıza bakabilirsiniz. Kapalı giyim için dalobınızda köklü değişimler olacağı için bütçenizi de buna iyi şekilde ayarlamanız gerekiyor. Zaten bakıldığında tesettür giyim nedense pahalı oluyor. Tabi internet üzerinden alışveriş yaparsanız uygun kıyafetler bulabilirsiniz. Bazen sezon sonların da yine çok uyguna istediğiniz kıyafetleri mağazalardan alabilirsiniz. Kapanmak istiyorum ne yapmalıyım diyen kişi bu adımlar ile kolaylıkla bunu sağlayacaktır. Kapanmak İstiyorum Nasıl Giyinmeliyim? Bunu yukarı da dediğimiz gibi bu konular fetva durumuna geçer. O yüzden lütfen dini kaynağı sağlam olan yerlerden iyi şekilde araştırma yapınız. Yanlış tesettür giyim şekli. Doğru tesettür giyim şekli Genel olarak dinimizin emrettiği örtünme şekli vücut hatları belli olmayacak şekilde şeffaf olmayan dikkat çekmeyen parçaların tesettür giyimde kullanılması gerektiğidir. Yani bir bayan dış elbisesi olmadan dışarı çıkması uygun değildir. Aynı şekilde vücuduna yapışan ve belli eden kıyafetlerden de uzak durması gerekiyor. Özellikle deve hörgücü şeklinde yapılan topuzlardan mutlaka uzak durunuz çünkü bu dinimizde kesinlikle yasaktır. Özellikle son dönemlerde moda haline gelen ve bone kullanmadan baş bağlama şekilleri de yine uzak durmamız gereken durumlar arasında yer alıyor. Aslında bu bağlama şekli niye bu talep gördü onuda anlamış değiliz. Çünkü gerçekten çok kötü duruyor ve Özellikle saçlar önden eşarp altından çıkıyor. Bu duruma çok eskilerden Türk sinemasından aşinayız aslında. O dönemlerde dışarı çıkmak isteyen bayan hemen bir eşarp alır önden bir düğüm atar ve dışarıya o şekilde çıkardı saçların yarısı görünür halde olurdu. Belkide o dönemde aksesuar niyetine kullanılırdı türbanlar kim bilir… Kapanmak İstiyorum Ama Çevremden Utanıyorum / Çekiniyorum Kapanmak isteyipte buna bahane arayan kişilerden olmak istemiyorsanız sizde en kısa süre de bunu gerçekleştiriniz. Düşünün ki bu kapanmayı kim için yapıyorum kimden neden utanıyorum. Zaten bunun cevabını doğru olarak bulduğunuz zaman utanmanıza gerek kalmayacak. Çevrenizden utanmanız Allah’ın emri olan kapanmayı hafifletmez. Bu yüzden bırakın kim ne derse desin kim ne düşünürse düşünsün siz Allah’ın emrini yerine getirin. Ayrıca çevrenizde insanlar bu konudan dolayı neden size karışsınlar ki? Herkesin tercihi tabi ki de kendisine. Ayrıca tesettüre girmek istiyorum fakat tekrar açılırım diye korkan bayanlar; sizlerde hele bir adım atarak tesettüre girin sonra zaten istesenizde çıkmazsınız zaten. Çünkü tesettür sevgisini yaşayıp onun sevgisini hissederek o şekilde kendinize bir yön çizeceksiniz. Kapanmak İsteyenlere Tavsiyeler Kapanmak istiyorum ne yapmalıyım sorusunun cevabını yukarı da bulabilirsiniz. Çok fazla dini konulara girmeden bu konular hakkında bildiğim bilgileri sizlere paylaştım. Tabi ki bu kadar az değil bilgilerim fakat yukarı da da dediğim gibi bunlar hassas konular ve belki bir konuyu yanlış biliyorum sonucunda sizi de yanlış yönlendirmek istemem. Çünkü hem günah hemde vebaldir. Kapanmak İsteyenlere tavsiye olarak ilk önce kapanmak nedir neden kapanılır gibi konuların iyi ve doğru şekilde bilinmesi gerekiyor. Ayrıca giyim şekli komple değişeceği için hem ucuz giyim yerleri bulunmalı hemde biraz para biriktirilmesi gerekiyor. İlk olarak şal bağlama eşarp bağlama gibi kolay bağlama şekillerinin bilinmesi gerekiyor. Sonra el alışkanlığı olacağı için hemen baş yapılarak dışarı çıkılabilir. Etrafınız da size yardımcı olacak kapalı bayanlardan mutlaka yardım isteyin böylece hem daha uygun hemde daha kaliteli kıyafetler almış olursunuz. Şimdilik tavsiyeler bu kadar yakın zamanda bu konu ile ilgili geniş bilgiler sunacağım. Yaşadıklarımı birileriyle paylaşmazsam içim rahat etmeyecek. Sizler gibi çocukluğu elinden alınanlardanım ben de. Küçükken, ailemin kıyafetlerime karışmasını çok takmazdım. Ama büyüdükçe kendi giysilerimi seçmek istedim. Bunun benim hakkım olduğunu düşünüyordum. Özellikle babam bu duruma çok kızdı ve bu konuyu bir daha açamadım. Onların istediği kıyafetlerle büyüdüm,…Merhaba. Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim, lise 1’den beri kapalıyım. Bu siteyi bir süredir sessizce takip ediyorum. Uzunca bir yazı yazmak istiyordum hep ama bugün kısa ve cesaretlendirici bir yazı yazmak istiyorum. Bu konuyu, 1 seneden uzun bir süredir ciddi olarak düşünüyorum. Henüz açılmadım…Merhaba, benim hikayem de burada okuduklarımızdan çok farklı değil. Muhafazakar bir ailede büyüdüm. 14 yaşındayken kendi isteğimle kapandım. 6 yıldır kapalıyım, çok mutluydum. Ama artık kapalı olmak istemiyorum. Aileme söyledim; babam beni evlatlıktan reddedeceğini, sevmeyeceğini söyledi. Sadece para verirmiş, o da vicdanından dolayıymış. Sevgililerim oldu,…Merhaba, 20 yaşında hayata tutunmaya çalışan bir kadın olarak yazıyorum bu satırları. İçimde çok fazla birikmişlik var. Ailem, ortaokuldayken lisede kapanacağımın sözünü benden aldıkları için 14 yaşında -liseye hazırlandığım sene- sürekli saçlarımı savurmak istiyordum. O kadar seviyordum ki onları… Gizli gizli ojeler alıp sürüyordum. Babam…Merhaba. Aslında artık içimde aileme karşı o kadar çok şey besliyorum ki şuraya yazarken bile üşeniyorum, her şeyden yoruldum artık… Sanki bu dünyada hiç mutlu olamayacak gibiyim. Şu an 17 yaşındayım. 11. sınıfa gidiyorum. 9. sınıfta abim dediğim insan, bir erkek arkadaşımla sevgili gibi konuştuğumuz…Merhaba, ben 16 yaşında bir lise öğrencisiyim. Uzun zamandır yazılanları okuyup yazmakla yazmamak arasında kalıyordum. Bu gece anlatmak istedim. Öncelikle burada okuduklarıma göre farklı olduğumu söylemek istiyorum. Buradaki çoğu kişi bir zamanlar açık olduğunu söylüyor. Ama ben öyle değilim. Çocukluğumdan beri çarşaflıydım. Bebekken bana uzun elbise ya da çok…16 yaşındayım. Kapanalı yaklaşık bir sene oldu ama kapalı olmak gittikçe daha zor geliyor bana. Bir süre boyunca sevdiğimi sandım ama aslında hiç sevmemişim. Ailem bana sürekli “Kapan” demedi, ara ara söylediler bunu ama o baskıyı üzerimde hep hissettim. Zaten bu evde doğduysam bir gün…Burada birçok kişinin kendi hikayelerini anlattığını gördüm; o zamandan beridir sayfadan çıkamıyorum, çoğu hikayeyi de okumuşumdur. Ben de aynı sorunu yaşıyorum ve buradan güç alarak aileme anlatmak istiyorum. En başından alayım. Babam dindar bir insandır. Annem, babam kadar dindar sayılmasa da kendince Müslümandır. Ben kendimi…Biyolojik anne ve babama, Bana yıllarca dini baskılamaya çalıştınız, gerek ruhsal gerekse fiziksel şiddet uyguladınız. Beni zorla din okuluna gönderdiniz, zorla tesettüre soktunuz. Ben o zamanlar çok küçük olduğum için hiçbir şeye karşı çıkamadım. Ne dediyseniz yaptım. Şu an aklıselim biriyim. İyiyi ve kötüyü ayırt…Bu siteye yazdığım 2. mektup olacak bu. İlk mektubumda duygularımı tamamen geri plana atmış ve yalnızca yaşadığım olayları anlatmıştım. Hatta bu yüzden yaşadıklarımın kurgu’ olduğunu söyleyen pek çok kişi olmuştu. Öncelikle, sizin hayatınız iyi diye insanların da sizin gibi el bebek gül bebek büyütüldüğünü sanmayın. Bu…Merhaba. Ben de uzun bir süredir açılmayı düşünen biriyim. Ama gerek ailemin vereceği tepkileri gerek de çevremden alacaklarımı düşünmekten bunu kendime bile itiraf etmedim ve kendimi her zaman baskıladım. Bunun kısa bir süreç olduğunu ve arkadaşlarımdan etkilendiğimi düşündüm, sonuçta yaşım küçüktü. Ama fark edemediğim bir…Merhaba, ben 33 yaşında bir anneyim. Benim hikayem de çok farklı değil aslında, 18 yaşında kapandım. Tabii ki kapalı ve muhafazakar bir ailenin kızıyım, aslında ailem beni hiç zorlamadı ama yine de ben o baskıyı içten içe hep hissettim. Bir gün ben de kesinlikle kapanmak…Benim kapanma nedenim ailemdi. Başlarda isteyerek kapandığımı sandım ama öyle değildi. Annem, ben küçükken bana şal takıp çok yakıştığını söylerdi, beni kapanmaya teşvik ederdi. Daha 8 yaşındayken bile şort ve sıfır kollu giydirmediler bana. Tüm arkadaşlarım istedikleri gibi giyinirken kıskanırdım onları. Düşünsenize, 10 yaşındasınız ama…Öncelikle merhaba. Sayenizde en azından bir kez de olsa bu konuyu birilerine anlatmaya tenezzül edebildim, ki o kişiler sizlersiniz. Geçen günlerde kalbimde beslediğim en ufak umudu da kaybettim. Hasta olduğuma inanmak zorunda bırakıldım. Ailem homofobik ve dindar bir aile. Belki şiddet görmedim ama ortada öldürülen çocukluğum var.…Ailem ve çevrem beni kapanacağıma inandırdı, ben de ortaokula kadar hep öyle düşündüm. Kapanmamayı ilk kez düşündüğümde kendimden utandım; “Ne yapıyorsun” dedim, “sen Müslümansın”. Ortaokulda İmam Hatip’e gittim, buna benim isteğim dışında karar verilmişti ama ben de kabullenmiştim hemen. Oradaki baskı beni çok zorladı. Özellikle…15 yaşında kapandım ben. Evet, kendi isteğimleydi ama o zamanlar çocuktum ve neyin ne olduğunu bilmiyordum. Halam sürekli kapanmamı isterdi çünkü kendisi çok dindar bir din kültürü öğretmenidir. Başta her şey güzeldi. Seviyordum kendimi ama sonradan çoğu kişi gibi ben de sorgulamaya başladım. Neden ya, neden…Bugün Spotifyda keşfettim burayı ve benim gibi onlarcasını görünce yazmak istedim. Yazmak… Zaten yapabildiğim tek şey bu. Kiminle paylaşabilirim ki haykırmak istediklerimi? Arkadaşlarımla mı? Ailemle mi? Yok daha neler, yürek yutmadım henüz! 11 yaşındayken kendi isteğimle kapandım, şimdi 17 yaşındayım ve lise son sınıfa geçeceğim.…Merhaba sevgili kader ortaklarım. Siz de biliyorsunuz değil mi; istediğiniz gibi bir hayat yaşayamamanın bulantısını, kendinizden tiksinmeyi… Siz de biliyorsunuz değil mi, insanlar arasında ikiyüzlü davranmanın nasıl hissettirdiğini… Yaklaşık 2 hafta önce bu platformu keşfettim. Sanırım Google’da “Açılmak istiyorum, nasıl yapabilirim” diye aratmıştım ve sonra…Merhabalar, adımın şimdilik bir önemi yok. 13 yaşına yaklaşık bir ay önce girdim. Küçüğüm, bunun farkındayım. Belki aklım bunları algılayacak kapasiteye sahip değil ama burayı, buradaki çoğu kişiden daha erken keşfettim. Öncelikle ailem dinine aşırı bağlıdır. Babam kurslarda okumamış, okutmaya çalıştıklarında sürekli kaçıp sevgilisiyle buluşmuş ama ona…Merhabalar. Şu an 16 yaşındayım, 11. sınıfa başlayacağım. 7. sınıfa geçerken kapandım ve yaklaşık 2 yıldır açılmak istiyorum. Arkadaşlarıma özenerek kapanmıştım ama zaten çevremdeki herkes kapanmam yönünde beni fazlasıyla zorluyordu. Artık açılmak istediğime karar verdiğimde, bu fikir ilk kez aklıma düştüğünde çevremden gerçekten çok korkuyordum.…Merhabalar. Sayfanızı severek takip ediyorum. Bazı gönderilerinizi okuyamıyorum çünkü beni gerçekten kahrediyor. Ben umut dolu bir genç kızım, 19 yaşındayım. Ben de hikayemi anlatmak istiyorum ama benim hikayem, burada okuduklarım kadar üzücü değil. Ben biraz daha şanslıyım sanırım. Çocukluğum kötü geçmedi. Annemi ve babamı çok…Merhabalar, ben 25 yaşında bir öğretmenim. Benim ailem dinine çok fazla düşkündür. Etrafımdaki akrabalar da buna dahil. Bize tesettürü baskıyla kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Hâlâ daha ablama ve kız kardeşime -eskisi kadar sık olmasa da- arada bu konuyu açıyorlar. Ben de kafamda soru işaretleriyle onları dinliyorum.…Merhaba herkese. Uzun zamandır size yazmak istiyordum ancak bir şeyleri başarmadan yazmadım. Fakat sanırım bu hikaye hiçbir zaman bir başarı hikayesi olmayacak. Yazımın isminin “Cehaletle girdiğim savaşta yorgun düştüm” olmasını istiyorum. Size kısa kısa hayatımdaki önemli anları anlatacağım ama öncelikle şunu bilmenizde fayda var; yobaz…17 yaşındayım, sadece içimden geldiği gibi yazmak ve benimle aynı sorunu yaşayan insanların fikrini ve desteğini almak istiyorum. Ben kendimi bildim bileli kapanmak isteyen biri değildim. Ancak iş 8. sınıfın yaz tatilinde değişti. Bayramlığımı açık almıştık, o gün ablama açık bir şekilde gittim. Döndüğümde ise…Yalnız yürüyeceğim. Bundan önce yalnız yürüdüm ve hep de öyle olacak, biliyorum. Ben de muhafazakar bir aileden geliyorum. 5 yaşından beri dini kurslara gidiyorum. Önceleri bunları ben istiyorum sanıyordum ama öyle değil. 5 yaşında Arapça Kur’an okumak, hatim etmek değil; oyun oynamak istiyordum ben. Sonra büyüdüm.…Görünmeyen baskılar vardır ailede, fark etmeden kabul ettiğin. Hikayem, boğucu ve baskı dolu bir ailede yetişen bir kız çocuğunun hikayesi değil. Hiçbir baskı ile büyümedim, fakat çevrem hep dindar kesimdi ve hala öyle. Babam; kapanan kızları, anlayışlarından dolayı çok sever ve överdi, ki ben de…Merhaba arkadaşlar. Ben de size yaşadığım baskılara karşı göğüs gerip kendim olduğum hikayemi anlatmak istiyorum. Annem normal derecede ibadet eden bir kadındır. Babam ise aşırı nadir, sadece cumadan cumaya denecek şekilde ibadet eder. Konya’da yaşıyorum. Ailemdeki hatta sülalemdeki herkes kapalı. Küçük yaşlarımızdan itibaren yaklaşık 5-6…Öncelikle herkese merhaba! Siteyi, yaklaşık 4-5 aydır takip ediyorum ve en sonunda ben de kendi hikayemi yazmaya karar verdim. Babam muhafazakar şekilde yetiştirilmiş üniversite mezunu bir insan. Annemse onun tam tersi Trakya kültürüyle büyümüş, üniversiteye kadar da rahat bir yaşam sürmüş bir kadın. Dedem, yalnızca…6. sınıftan beri kapalıyım ve 7 senedir İmam Hatip’e gidiyorum. Ailem ve akrabalarım aşırı muhafazakâr insanlar. Kendi düşüncelerini, özellikle kız çocuklarının üzerinde yoğun bir baskıyla uygulamaktan haz alıyorlar. “Bizim çocuğumuz olduğunuz için sizin iyiliğinizi istiyoruz, size zarar gelmesini istemiyoruz” diyorlar. Açıkçası kapanmak istemiyorum ve bunu babam dışında…Buraya, uzun zamandır içimde tuttuklarımı dökmek istiyorum. Babam her zaman dindar bir insan olmuştur. Yolda gördüğü şortlu bir kıza hakaretler edebilir; tecavüzü hak ettiğini ve öyle giyinmemesi gerektiğini söyleyebilir. Küçüklüğümden beri onun baskısı altındayım. Örneğin daha 8-9 yaşlarındayken tayt giydiğim için sokağın ortasında beni azarlardı.…Selam. Şu an ne yazmam gerektiğini bilmiyorum ve bu yüzden içimden gelen her şeyi yazmak istiyorum. Cümlelerim biraz anlamsız olabilir, şimdiden özür dilerim. Benim hikâyem 5. sınıfta seçmeli Kur’an dersi almamla beraber başladı. Kur’an’a geçince içime gereksiz bir kapanma isteği doğdu ve bu istekle kapandım.…Aslında bu platformu çok uzun süredir takip ediyorum ama yazma cesaretini yeni bulabildim. 20 yaşındayım, ilkokula erken başladığım için hazırlık sınıfıyla beraber üniversite 3. sınıfı bitirdim ve mezun olmama 2 sene kaldı. Ben de 13 yaşında İmam Hatip’e başladığım zaman kapandım. Daha öncesinde de yarı…Merhabalar. Ben 15 yaşında, 10. sınıfa geçmiş kapalı bir kızım. Hikayem ortaokulda olduğum zamanlarda başlıyor. Bizim bir komşumuz vardı; kendisi hocaydı. Kızları ise ablamla ve benimle yaşıttı, çocukluk arkadaşlarımız… Ablam şu an 12. sınıfa geçti. Bizim ailede şöyle bir düşünce var; “Regl olduğun zaman kapanmalısın”.…Merhaba. Nereli olduğumdan, fiziksel özelliklerimden ve bunun gibi şeylerden bahsetmeyeceğim. İnsanların gereksiz bilgilerden meydana gelen keskin’ önyargısının oluşmasına sebebiyet vermek istemiyorum. Benim için her şey 3 yaşındayken mini etek giydirip “Çok güzel oldu” dediğim için annemin Barbie bebeğimi parçalamasıyla başladı. Biliyorum, çok saçma ve gereksiz bir olay,…Merhaba, ismimi veremeyecek kadar korkak olduğum için özür dilerim. Buradaki herkes gibi ben de muhafazakar bir ailede büyüyorum. Annem 25 yaşında kapanmış, din konusunda bilgili ve sohbetlere giden birisidir. Babam ise 4 sene Kur’an kursuna gitmiş ancak namaz kıldığını bile nadiren görürüm. Kapanmanın eşiğine geldim,…Merhaba, benim hikayem de çoğunuzun hikayesine benziyor aslında. Ben de daha 5. sınıftayken kendi isteğimle kapandım. Annem ve babam dindar insanlardır ama hiçbir zaman bana “Kapanacaksın” diye diretmediler. Ben ailemin tamamen kapalı olmasından ve beni dışlamalarından korktuğum için kapanmıştım. Kendi isteğimle İmam Hatip’e başladım. 6.…Aslında nereden başlasam bilemiyorum. Hikayem hâlâ bitmedi. Ailem oldukça muhafazakâr, tüm akrabalarım da öyle… İç Anadolulu orta sınıf klasik bir aile… Küçüklüğümden beri sürekli din baskısı oldu üzerimde. 4 yaşından 15 yaşına kadar Kuran kurslarına gönderildim. Daha çok küçükken bile erkeklerle konuşmam, onlarla oyun oynamam…Merhaba. Bugün ilk kez dışarıya açık çıktım ve az önce eve geldim. Daha dün sınava girdim; pek de istediğim gibi geçmedi aslında, belki de hedefim yüksek olduğundandır… İyi bir doktor olup insanlara elimden geldiğince yardım etmek istiyorum. Dediğim gibi, ilk kez dışarıya açık çıktım, arkadaşımla…Hatırlar mısınız, bilmiyorum ama tam intihar etmeyi düşündüğüm günlerde buraya ben de hikayemi yazmıştım. Sonrasında psikolojik hastalığım tekrar ilerlemeye başlayınca Allah’ın beni cezalandırdığını düşünüp tövbe ettim. Dine yaklaştım. Hastalığım hat safhadaydı. Doktor “Yatıralım, durumun vahameti ortada” dedi. Beni 11 yıldır hasta eden, çocukluğumu çalan, her…Merhaba, ben 15 yaşındayım. Dindar ve biraz baskıcı diyebileceğim bir ailenin en büyük kızıyım. Beni, küçüklüğümden başlayarak inandıkları din doğrultusunda yetiştirdiler. Bilirsiniz işte; sıfır kol yok, şort giyemezsin, eteklerin ve elbiselerin en az diz altında olacak. Yaşıtlarımın aksine ben süslenmekten asla haz etmezdim, o yüzden…Merhabalar, sizi yeni keşfettim ve kendi hikayemi paylaşmak istedim. Benim hikayem ortaokuldayken başladı. Ablalarımla kıyafetlerimizi hep ortak kullanırdık, haliyle benden büyük 2 ablam kapanınca bizim de bütün kıyafetlerimiz uzun ve geniş olan kıyafetlere evrilmişti. En büyük abim; ah, her şey onun yüzünden! Ben daha 12…Herkese merhaba. Bu siteyi yeni keşfettim ve bu yüzden çok mutluyum. Biraz içimi dökeceğim. Sanırım herkes hikayesini yazmış, ben de yazmak isterim. Ben 13 yaşındayken annemin baskısıyla kapandım. Önceden birkaç kere açılmayı denemiştim ama açılamamıştım. Şu an 16 yaşındayım ama yaşadıklarım sanki 70 yaşında birisi…6. sınıfta bazı ailevi sebeplerden dolayı modern hayattan köy hayatına geçiş yapmıştık. Tam 3 ay boyunca yani 6. sınıftan 7. sınıfa geçişin yaz tatili boyunca hayatımı oraya adamış gibi hissetmiştim. Sanki 5 yaş yaşlanmıştım. Sabah saat kalk, ev işleri yap, öğlen eve gelenlere akşamki…Selam, ben Miray. Daha 12 yaşındayken sırf annemin gözüne girebilmek ve onu sevindirebilmek için aile baskısı görmeden kapandım. Annem, önceki yıllarda ablam yüzünden bir sürü zorlukla karşılaşmıştı; onun mutlu olmasını istedim. Daha çok küçüktüm ve algılayamıyordum. Kapandıktan kısa süre sonra daralmaya başladım; sanki başımdaki örtü…Merhabalar. Saat gecenin 2’si oldu ama artık kendimi çok dolu hissediyorum ve yazarak içimi dökmek istiyorum. Ailem beni 8. sınıfın yazında bir Kur’an kursuna göndermişti, yatılıydı. O zamana kadar kapanmak gibi bir düşüncem yoktu ama oradan çıkınca kapanmak istedim, en azından denemek istedim. Geniş aile…Merhabalar, ben de bu platformdaki kişilerin çoğuyla aynı kaderi paylaşan bir kurbanım. Aslında benim hikayem anaokulunda başlıyor. Ailem, ben daha okuma-yazma bilmezken beni Kur’an kurslarına gönderirdi. Bu senelerce böyle devam etti. Babam her şeyin en doğrusunu bildiğini zanneden bir din kültürü öğretmeni, bizi de kendi…Benim örtünme hikayem 12 yaşındayken başlıyor. Muhafazakar bir ailede büyüdüm. Ailem bana hiçbir zaman “Kapan” demedi ama Günümüzde 30+ yaş grubunda yer alan çalışanların çoğundan “çalışıyoruz işte”, “olduğu kadar” ve mutsuzum tanımlarını duyuyorum. Çoğu kendini kapana kısılmış hissediyor ve hayatın ellerinden kayıp gittiğini düşünüyorlar. Yeni tanımıyla “Y kuşağı” bu durumdan hiç etkilenmiyor. Çünkü kendilerini hiç kapana sokmadıklarını düşünüyorlar. Her an gidebilir ve başaka bir yerde yeniden hiç bağlanamdan yaşayabilirler. Oysa 30 lu yaşlara geldiğinizde biryere gidip yeniden başlamak öğle kolay değil. Büyük kayıplarla mücadele etmeyi gerektiriyor. Yıllar ilerledikçe kaybedilecek şeyler arttığı için kapan daha da büyüyor bir süre sonra tüm hayatı içine alıyor. İnsanlar genellikle başarıya ulaştıklarını mutlu olacaklarını düşünürler. Aslında başarıya ulaştıkça mutlu olmuyor ve her seferinde daha fazlasını istiyoruz. Diğer yandan da elde ettiğimiz başarıyı korumaya çalışıyor ve alan savunmasına geçiyoruz. Daha önceki yazılarımda dediğim gibi mutluluğu durmadan erteliyoruz. Burada asıl sorun başarı tanımında ortaya çıkıyor. Herkesin başarı tanımı birbirinden farklıdır. Böyle olmalıdır da. Çünkü herkesin yetiştiği çevre, aile ve iş hayatı birbirinden farklı. Bu farkılılık çoklu bakış açısınıda beraberinde getiriyor aslında, böylece kendimizi başkalarıyla kıyaslama imkanını buluyoruz. Ya çalıştığımız kurumun başarı tanımı ile bizim başarı tanımımız arasına fark varsa? O zaman ne olacak? Kendimize yeni bir başarı tanımı yapmak zorunda mı kalacağız ya da olduğu gibi kabullenecek miyiz? Yaşadığımız her gün kendimizi çevremizdekilerle kıyaslıyoruz. İşe girdiğimiz zaman ilk olarak kendimizi okul arkadaşlarımızla kıyaslamaya başlıyoruz. Kimin nereye ve hangi ücretle girdiği önemli hale geliyor ve biz iyi bir yerde iyi bir ücretle başlamışsak kendimizi diğerlerine göre başarılı olmuş kabul ediyoruz. Daha sonra aynı iş yerinde iş arkadaşlarımızla kıyaslamaya başlıyoruz. Bu durum böyle sürüp gidiyor. Kendimizi devamlı başkalarıyla kıyaslarken aslında kendi başarı tanımızı geride bıraktığımızı fark etmiyoruz. Yıllar içinde terfi ederek gelir düzeyimizde arttığında kendi başarı tanımımız aklımıza bile gelmiyor ama bir süre sonra kurum başarı kriterlerini değiştirebiliyor ya da şartlar değişebiliyor veya biz aynı hızla yükselme imkanı bulamayabiliyoruz. İşte sorgulama o anda başlıyor. Başarı tanımı kapanına sıkışan insanlar iki temel davranış gösteriyorlar. Birinci grup sadece kendini eleştiriyor ve kendilerini olmadıkları bir insan haline getirmeye yönelik olarak değiştirmeye çalışıyorlar. Bu değişimi gerçekten istemedikleri için, veya değiştikleri zaman oldukları kişiyi beğenmedikleri için başaramıyorlar. Diğer grup işten kovulmanın kendi hatası olmadığını, zamanın iş aramak için kötü olduğunu ve olayların kontrolleri dışında geliştiğine inanıyorlar. Yaşanan durumu olduğu gibi kabul diyorlar. İki grubunda sonu hüsran olabiliyor bir süre sonra birinci gruptakiler denedim ama olmadı diyerek hayata daha da küsüyor. İkinci gruptakilerde doğru zamanın gelmesini bekliyorlar. Ne yazık ki o doğru zaman bir türlü gelmiyor. Kendini kapandan kurtarabilenler gerçekten değişenler oluyor. Bunun temelinde de “iş saatleri” ve “iş tanımı” kavramlarını zihnimizde yeniden düzenlemek yatıyor. Yapılan işten zevk aldıkça ya da zevk alınan yönleri biraz arttırınca içinde yaşanılan kapanın biraz açıldığını görebiliriz. Bu değişime yönelik ilk adımdır. Eğer başka bir seçeneğiniz yoksa ya da siz başka bir çıkış görmüyorsanız mevcut durumla barışık kalmaya çalışırsınız. Mevcut durumla yaşamayı öğrendikçe ve kendi başarı tanımımızı kuruma yaklaştırdıkça kapanın olmadığını fark ederiz. İş hayatında kendimizi kapanda hissetmemek için önce gerçeklerden hoşlanıp hoşlanmadığımızı kendimize sormamız gerekiyor. Eğer gerçeklerden hoşlanmıyorsak kendimize su soruyu sormalıyız. “Eğer içine bulunduğum durum şu andan daha iyi olmayacaksa hangi yoldan gitmeliyim?” Eğer o yola gitme cesaretiniz varsa hazırlanmaya başlayın. Eğer gerçekler değişmiyorsa ve yeniden yola çıkamıyorsanız karşınızdaki yeni durumla yüzleşmeye hazırlanın. İşte o zaman kapanan kurtulmaya başlayabilirsiniz. Peki bu yüzleşmeyi nasıl yapacağız? Yorumlarınızı bekliyorum. Arzu edenler adresine gönderebilirler. No Comments Patronların beklentileri, eşlerin sevgililerin istekleri, ailelerin baskıları, çocukların arzuları… Siz de bazen hayatınızın sizden başka herkese ait olduğunu düşünüyor musunuz? Tıpkı başrol oynaması gereken bir oyuncuya figüranlık rolü verilmiş gibi, kendi yaşamınızı bir yabancı gibi uzaktan mı izliyorsunuz? O zaman bu önerilere kulak asın. Doğru yerdesiniz çünkü bugün yeni kapılar açmanızı sağlayacak bazı önerilerden bahsedeceğiz. Yani çağımızın en büyük sorunlarından biri olan esir olmaktan nasıl kurtulabileceğiniz hakkında çözüm vaat eden tavsiyelerden konuşacağız. Belki de farkına bile varmadan başkalarının eline vermiş olduğunuz yaşam dizginlerinizi nasıl geri almanız gerekiyor, özgürlüğünüzü nasıl tekrar kazanabilirsiniz, işte bu soruları tek tek cevaplamaya çalışacağız. Eğer gerçekten hayatınızı kumanda eden kişi siz olmak istiyorsanız, bu önerileri dikkate alırsınız. Yaşantınızın üzerinde söz sahibi olan tek kişi olmak için bunu yapmanız gerekiyor çünkü. İnsanların istedikleri yöne doğru sizi kolunuzdan bacağınızdan çekiştirmesinin önüne geçmek için onlara direnmeniz lazım. Kendinizi bir kez bıraktığınız zaman, baskılara bir kez evet dediğiniz zaman, etrafınızdaki herkes zayıf noktanızı görür ve küçücük de olsa bu çatlak hayatınızı çalmak isteyen insanlar için bir saldırı noktası olur. Ama benim bunları size anlatmama gerek yok. Çünkü siz bu durumların yaşanmasına ya izin vermeyecek ya da yaşanılanları düzelteceksiniz. İşte aşağıdaki öneriler de hayatınızı geri almak için atacağınız bu adımda sizi destekleyecek unsurlar olarak her zaman yanınızda olacaklar. Bundan sonra; “kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum,” dememek için yapmanız veya dikkate almanız gerekenler Gücünüzün Yettiği Bir Yaşam Tarzınız Olsun! Yeni bir başlangıç yapmak ve kronikleşmiş mutsuzluğunuzdan kurtulmak istiyorsanız; öncelikle yapmanız gereken şey, yaşam tarzınızı gözden geçirmek. Yani gerçekten size uygun olan yaşamı mı yaşıyorsunuz? Yoksa kapasitenizin çok üzerine çıkıp kendinizi boş yere strese mi sokuyorsunuz? Çünkü kaldıramayacağınızdan fazla yükümlülük altına girdiğiniz takdirde, mutlu olmanız imkansızlaşır. Ayrıca burada gücünüzün yettiği derken hem maddi hem de manevi anlamda güçten bahsettiğimi bilmelisiniz. Çünkü elde ettiğiniz kazancı aşarak lüks bir hayat yaşamaya çalışmanız da size uygun olmayan hayatı yaşamanız anlamına geliyor. Aynı şekilde manevi anlamda da gücünüzün çok üzerine çıkmaya çalışmanız, alabileceğinizden daha fazla sorumluluk almanız da ruhsal açıdan sizi çökertecektir. İşte bu nedenlerden dolayı, hayatınızı her açıdan gözden geçirerek eğer varsa yapmanız gereken değişiklikleri bir an önce yapmaya başlamalısınız. Hayatın Size Cevap Verdiğini Unutmayın! Her hareketinizin, her adımınızın bir karşılığı olacağını unutmamalısınız. Hayatın en az sizin kadar kanlı canlı olduğunu ve etkilerinize karşı her zaman bir tepki vereceğini bilmelisiniz. Kendinizi ne kadar kötü hisseder, hayata ne gözle bakarsanız, hayat da size aynı şekilde davranacaktır. Buna ne derseniz deyin. İsterseniz enerjilerin gücü, isterseniz de yaşamın gizli formülü olarak düşünün. Sonuçta adı ne olursa olsun, hayatın her zaman size verecek bir cevabı olacaktır. Bu cevabın sizin hayata yaklaşımınızdan çok daha güzel ya da çok daha kötü olabileceğini bilmelisiniz. Örneğin; siz sadece gülümsersiniz, ama o size koca bir dünyanın kapılarını aralar. Aynı şekilde ufak bir mutsuzluğunuz dünyanın size cehennemden farksız görünmesine neden olabilir. Bu nedenle bakış açınızı her zaman düşünerek ve bir karşılık geleceğini bilerek belirleyin. Sağlıklı Bir Yaşama Merhaba Deyin! Çünkü ruhsal durumunuzla sağlığınız arasında doğrusal bir ilişki vardır. Siz farkında olmasanız bile beslenme biçiminiz, uyku düzeniniz ve diğer yaşamsal faaliyetleriniz fiziksel gücünüzün yanı sıra ruhsal gücünüzü de etkiler. Sağlığınıza ne kadar dikkat ederseniz, zorluklar karşısında o kadar sağlam durabilir; aynı şekilde özel ve iş yaşamınızda o kadar başarılı olabilirsiniz. Bu nedenle sağlıklı yaşamın önemini küçümsemeyin ve kendinize bir takım kurallar koymaya başlayın. Spor yapmaya başlayın, hazır gıdalardan uzak durun, uyku düzeninize dikkat edin ve vücudunuza gösterdiğiniz özenin size mutluluk olarak geri dönmesini bekleyin. Hem Evinizi Hem Hayatınızı Derleyip Toparlayın! Hayatınızda kayda değer değişiklik yapmak istiyorsanız, yapmanız gereken bir diğer şey de bu olmalı. Evinizden başlayarak hayatınızdaki tüm dağınıklıklardan ve gereksizliklerden kurtulmalısınız. Örneğin, kullanmadığınız bütün eşyalardan kurtularak buna başlayabilirsiniz. Eskiye dair olup da üzerinizde kötü etkileri olan hatıralardan, kenarda köşede kalmış kullanılmayan bütün eşyalardan bir bir kurtulmalısınız. Emin olun, yaşam alanınızdaki fazlalıklardan kurtuldukça kendinizi çok daha iyi hissetmeye başlayacaksınız. Evinizi hallettikten sonra hayatınızdaki diğer fazlalıklardan kurtulmaya başlamalısınız. Sizi eleştirmekten başka hiçbir şey yapmayan negatif arkadaşlarınızdan, uzun süredir bir anlaşmaya varamadığınız uzatmalı sevgilinizden, diken üstünde çalıştığınız gerilimli işinizden, artık ne kadar fazlalık varsa hepsinden tek tek kurtulmalısınız. Bu genel temizliğin size kendinizi kuşlar kadar özgür hissettireceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Tutkularınızdan Asla Vazgeçmeyin! Tabii, önce tutkunuzun ne olduğunu bulmanız gerekiyor. Çünkü siz olmadığını düşünseniz bile emin olun ki herkesin bir tutkusu vardır. Örneğin; avukatlık yapıyorsunuz, ama her zaman ünlü bir yazar olmak istediniz. O zaman bunun için bir şeyler yapın. Ya da babanızın işinin başında duruyorsunuz, ama yapmak istediğiniz şeyle bu işin uzaktan yakından alakası yok. Kısacası tutkularınızın peşinden gidebilmek için hayatınızı değiştirmeniz gerekiyorsa bunu yapın. Yani bu kez mantığınızı susturun ve kalbinizin sesini dinleyin. İzin verin, sizinki de şarkı söyleyen mutlu ruhlardan biri olabilsin. Dürüst Olun ve Reddetmeyi Öğrenin! Artık başkalarının oyuncağı olmaktan sıkıldıysanız, insanlara belli sınırlar koymayı öğrenmelisiniz. Sınırını aşan herkese “hayır” diyebilmeli ve etrafınızdaki herkese güçlü bir karakteriniz olduğunu göstermelisiniz. Hayatınızın bir oyun hamuru olmadığını ve ona istedikleri gibi şekil veremeyeceklerini en yakınlarınız da dahil istisnasız herkese kanıtlamalısınız. Çünkü bu sizin hayatınız! Anneniz de olsa eşiniz de olsa hiç kimse size istemediğiniz bir şey yaptıramamalı. İşte buna yürekten inanarak, ipleri elinize almalısınız. Emin olun, bu şekilde hem kendinize güveninizi geri kazanacak hem de başkalarının size çok daha fazla saygı duymasını sağlamış olacaksınız. “Norm mu? O da Neymiş?” Diyebilin! Hayatınızı “başkaları ne der” korkusuyla yaşıyorsanız, yaşamınızı bir bakıma “topluma mal etmiş” olduğunuzu da bilmelisiniz. İşte bunun önüne geçmek için, sosyal normları hayatınızın odak noktasından çıkarmalısınız. Elbette, uymanız gereken bazı kurallar var, buna zaten sözüm yok. Ancak her adımınızı toplumsal yargıları düşünerek atıyorsanız orada bir sıkıntı var demektir. Bu nedenle; karar verirken kalıpları bir kenara bırakmayı öğrenmelisiniz Özgürlüğünüzü ön plana almalı ve yeri geldiğinde tabuları yıkmanın keyfini çıkartmalısınız. Mutlu Olmak için Çaba Harcayın! “Hayat çok kötü, hiçbir şeyden keyif alamıyorum” derseniz, doğal olarak mutlu olmazsınız. Bu enedenle, gülümseyebilmek için çaba harcayın. Siz mutlu insanların mutlu olma yeteneğiyle bu dünyaya geldiğini mi sanıyorsunuz? Emin olun onlar da zaman zaman karamsarlığa kapılıyor, onlar için de hayat bazen çok zor oluyor. Ama onlar bununla mücadele etmeleri gerektiğini biliyorlar. Canları sıkkın diye karaları bağlamıyor, bunun yerine inadına daha çok gülmek için bir şeyler yapıyorlar. Bu nedenle öncelikle nelerin sizi mutlu ettiğini bulmalısınız. Sevdiğiniz biriyle zaman geçirmek mi ruh halinize iyi gelir, yoksa tek başınıza kalıp biraz düşünmek mi? Kalabalık ortamlara girmekten mi daha çok keyif alırsınız, yoksa doğayla iç içe olmaktan mı? Kitap okumak, farklı dünyalara açılmak mı size daha iyi hissettirir, yoksa kendinizi müziğin iyileştirici gücüne bırak mı? İşte bunları düşünerek siz de mutlu olmak için çaba harcamayı denemelisiniz. Zira bu devirde mutluluk insana altın tepsiler içinde sunulmuyor. İstediğiniz İşi Yaptığınızdan Emin Olun! Yukarıda ne demiştik? Hayatınızın dizginlerini elinize almanın vakti geldiğini! Evet, bununun için yapmanız gereken şeylerden bir tanesi de hayatınızı nasıl kazandığınızı tekrar düşünmek. Gerçekten istediğiniz işi yapıyor musunuz, buna karar vermek. Çünkü günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi de insanların kendilerini nefret ettikleri işlerde çalışmak zorunda hissetmeleridir. Oysaki kimsenin böyle bir zorunluluğu yok! Belki gençliğinizde ailenizin zoruyla ya da garanti iş bulma düşüncesiyle size göre olmayan bir bölüm okumuş olabilirsiniz. Tıpkı kan görmeye dayanamayan bir hemşire gibi! Tıpkı öğrencilerine laf anlatmaktan nefret eden bir öğretmen gibi! Eğer siz de doğru işte çalışmadığınızı düşünüyorsanız, hayatınızda keskin bir değişiklik yapmanız gerektiğini bilmelisiniz. Çünkü özel hayatınız ne kadar yolunda olursa olsun, mutlu olmak için ne kadar çaba harcarsanız harcayın, istemediğiniz bir işte çalışıyorsanız bir tarafınız her zaman eksik kalır. Bu nedenle; size uygun olan işi bulmak için çaba harcamalı, bunun riskli olduğunu düşünüp geri adım atmamalısınız. Unutmayın ki hiç risk almamak, bazen risk almaktan çok daha fazla şey kaybettirir. Başkalarını Değil Kendinizi Suçlayın! Hayatınızdaki her şey kötüye gittiği için başkalarını suçlamaktan vazgeçin ve kendinizi suçlayın. Çünkü yaşanılanların tek sorumlusu sizsiniz. Büyük ihtimalle şimdi “ben değilim, başkaları yüzünden bu haldeyim” diyeceksiniz. İşte tam da böyle düşündüğünüz için siz suçlusunuz. Neden mi? Aslında nedeni gayet açık ama ben yine de hatırlamanıza yardım edeyim. Siz suçlusunuz, çünkü hayatınızın kontrolünü başkalarının eline veren sizdiniz. Siz suçlusunuz, çünkü başkalarının sizin için seçtiği yoldan yürümeyi tercih ettiniz. Siz suçlusunuz, çünkü yıllardır istemediğiniz bir işte çalışıyorsunuz. Siz suçlusunuz, çünkü kendinizden başka herkesi düşünerek sizi mutsuz eden bir evliliği sürdürmeye uğraştınız. Sanırım yeterince açıklayıcı olmuştur, değil mi? Sizin anlayacağınız, eğer suçlayacak birini arıyorsanız önce aynaya bakmalısınız. Yaptığınız hataların farkına varmalı ve artık kukla olmaktan vazgeçmelisiniz. Bu arada kendinizi suçlayın dedim diye bu kez de pişmanlık duyarak kendinizi yiyip bitirmeye başlamayın. Sadece yanlışlarınızı anlayın ve ders almayı öğrenin. Hatalarınıza odaklanmak yerine bundan sonra nasıl bir yol çizmeniz gerektiğine, ne yapmanın sizi içine düştüğünüz karanlık çukurdan çıkartacağına yoğunlaşın. Sonuçta kendinizi gerçekten dinleyip içgüdülerinize güvendiğinizde, asıl mutluluğun nerede olduğunu bulacağınızdan emin olabilirsiniz. “Çok fazla mesaj alıyorum. “Biraz daha sabretsen severdin” diyen insanlar oldu. Yani başta şöyle bir mantıksızlık var, bunu sabredeceğim bir şey olarak tanımlıyor, yani bir baskı unsuru olduğunun farkında ama sabrederek bunu seveceğimi söylüyor”Bir kadın başörtüsünü örtme veya çıkarma kararı noktasında kaç baskı unsuru ile karşılaşabilir? Aile unsuru, yakın çevre unsuru veya hiç tanımadığı yüzlerce hatta binlerce insan… Sosyal medya hayatımızın birçok noktasında etkinliğini iyiden iyiye gösterirken başörtüsünü çıkarmış olan bir kadın ile başörtüsü örtme ve çıkarma süreçlerini, sosyal medya üzerinden aldığı tepkileri ve aldığı dayanışma mesajlarını ne zaman başörtüsü örttün ve bu nasıl oldu?14 yaşındaydım. Aslında ailem görünür bir baskı yapmadı, yani ”ille de kapan” demedi ama bir nevi psikolojik baskıya uğradım. Mesela annem gelip bana “kapan” demiyordu, kapanmıyorum diye ağlıyordu, sinir krizlerine giriyordu. Gittiğim ortamlarda, beni soktukları ortamlarda etrafımdaki insanlar hep başörtülüydü. Medreseye, dernek evlerine falan özel ders almaya gidiyordum ve bütün günüm orada geçiyordu. Sürekli öyle insanları gördüğümde kendimi kötü hissettim. Çoğunluğun dışındaymış gibi hissetmek farklı bir şey, mesela herkesin başörtüsüz olduğu bir ortamda tek başörtülü ben olsaydım da öyle hissederdim herhalde. Etrafımdaki herkes kapalı olduğunda “Evet olmam gereken bu” diye düşündüm ve kapandım. Kendi isteğimle gibi dursa da aslında psikolojik baskının büyüklüğünden kaynaklandı bu. Sonradan bunu araştırmadan yaptığımı fark ettim ve pişman oldum. Bir yıl öyle mutlu mutlu gezdim daha bir şeylerin bilincinde olmadan, liseye geçtiğimde ise başörtülü olmak istemediğimi fark asıl baskı kapandıktan sonradan başladı. Ben dar pantolon giymiyordum. Bir keresinde giydim, üzerine uzun bir şey giydim, botumdan da bacağım en fazla bir 10 cm görünüyordu. Bir gün eve geldim annem pantolonumu yakmış. Daha küçüktüm, daha ilkokul yedi veya sekizinci sınıftaydım. Ondan sonra harçlıklarımla beş altı tane dar pantolon aldım, asında hiç hoşlanmıyordum ama onlar “dar” dedikçe daha dar pantolonlar aldım, hatta pantolonlarımı daralttırdım. Uzun kıyafet giymem gerektiğini söyleyip kıyafetlerimi yırttıkça ben daha kısa kıyafetler almaya başladım “Vegan olduğum zaman aileme karşı verdiğim mücadele başörtümü çıkarma sürecimi de kolaylaştırdı”Başörtünü çıkarma kararın nasıl gelişti?16 yaşındaydım, iyi bir liseye gidiyordum, onun için etrafımdaki insanlar da birazcık daha okuyan, kendini geliştiren insanlardı ve onları gördükçe “Hayır böyle olmak zorunda değilim” diye düşündüm. Çünkü onlar da benim gibi ama başörtülü değiller, olmak zorunda da değiller. Bir yandan da biliyorsunuzdur başörtülü bir kadının spor yapması, erkek arkadaşının olması acayip karşılanıyor, bu tarz şeylere çok maruz kadım. Anneme istemediğimi söyledim, “Bunlara maruz kalıyorum ve üzülüyorum” dedim. O da bana “O zaman onları çözeriz” gibi bir cevap verdi. Ben çok korkak bir şekilde konuştuğum için ailem de çok kolay bir şekilde sindirebildi beni. Okula gidip geliyordum, 15 yaşındayken keman kursuna gidiyordum ama bunları yaparken büyük bir özgüvensizlik taşıyordum. Aynaya her baktığımda bu kişi ben değilim” diyordum ve sosyal çevremle ilişkilerim çok bozuldu, zorunda kalmadıkça altı ay boyunca asla evden çıkmadım. Dediğim gibi özgüvenim çok düştü ve özgüvenimi yükseltmek için çok şey yapmaya çalıştım ama biliyordum ki özgüvenimi tek bir şekilde yükselir; kendimi kendim gibi bu kararına tepkileri ne oldu?Annemin ilk zamanki tepkisi “Tamam başka şehre gittiğinde açıl ama burada açma” oldu. Babamın tepkisi ise “Bizi el aleme rezil mi edeceksin?” idi. Aslında ailelerin de korktuğu şey dinden uzaklaşmamız veya dinin gereklerini yerine getirmememizden çok toplum baskısı. Görünmese de Türkiye’de çok yoğun, çok ağır bir mahalle baskısı var ve aileler daha çok mahalleden korkuyor, insanların ne diyeceğinden korkuyor, din değil onların sorunları de aslında benim aileme karşı verdiğim ilk mücadele vegan olduğum süreçteydi. O süreçte ilk defa ailem kararlılığımı ve inatçılığımı gördü. Bu, başörtümü çıkardığım süreci de etkiledi diye düşünüyorum. Onlara karşı verdiğim ilk mücadeleyi ben kazanmıştım ve böylelikle “Yaparım” dediğim bir şeyi yapacağımı anladılar diye düşünüyorum.“Biraz daha sabretsen severdin”Sosyal medyada bu kararını açıklaman tepkilere yol açtı, oldukça fazla tepki gördün. O insanlara karşı bir cevap hakkın var ve o insanlara ne söylemek istersin?Ben aslında paylaşım yaparken bu kadarını beklemiyordum. Yani sosyal medyada geniş bir hedef kitlem yoktu sadece arkadaşlarım, yakın çevrem vardı ve birden beni görüp şaşırmasınlar, okuyup hazırlıklı olsunlar diye paylaşmıştım kararımı. Sonra birçok tepki ile birlikte yayıldı tabii bu fazla mesaj alıyorum. Bu mesajlarda beni eleştiren, bu kararıma tepki gösteren insanlar da var. Beni İslam’a davet eden, “İyice okuyup araştırmadığın, bilmediğin için böyle bir karar almışsın” diyen hatta “Biraz daha sabretsen severdin” diyen insanlar oldu. Yani başta şöyle bir mantıksızlık var, bunu sabredeceğim bir şey olarak tanımlıyor, yani bir baskı unsuru olduğunun farkında ama sabrederek bunu seveceğimi söylüyor, “Seversin” derken ya alışmamı ya da boyun eğmemi kastediyor. Gelen mesajlarda insanlar beni sürekli “İslam’a davet” ediyor. Gelmiyorum yani kusura bakma, bunu yapmak için çok uğraştım. Bence bunu kimse yaşamadan bilemez. Ben o insanların hiçbirinin benden daha Müslüman benden daha Allah’ı tanıyan insanlar olduğunu düşünmüyorum. Gerçekten Allah’a inanıyorlarsa o zaman Allah’ın, kişileri başörtülerine, kıyafetlerine göre yargılamadığını bilmeliler kadar dayanışma mesajları da oldu sanırım…Benim için hiç kolay bir süreç değildi. Arkadaşım pek yok ve ailem üzerime çok geliyordu, kendimi çok yalnız hissediyordum. Daha sonra bana yüzerce mesaj geldi. Kimisi maddi yardım yapabileceğini kimisi manevi olarak destek olduğunu, yanımda olduğunu söyledi. Bu insanların sadece bana yardım etmek istediklerini düşünmek bile bana çok fazla cesaret verdi, güç verdi çok iyi dışında “Ben de açılmak istiyorum ama cesaret edemiyorum. Bana çok cesaret verdin.” şeklinde mesajlar da alıyorum. Daha 18 yaşındayım ama 28 yaşındaki, 35 yaşındaki kadınlar yazıyor, “Ben hala yapamadım ama sen yapmışsın, nasıl yaptın?” şeklinde benden tavsiye, fikir almak istiyorlar. Bu beni çok duygulandırdı. Yani gelen mesajlarda genellikle insanlar başörtülerini çıkarmak istediklerini ve buna cesaret edemediklerini çıkarıp ilk kez dışarı çıktığın zaman neler hissettin ve şu an nasıl hissediyorsun?Yaklaşık bir hafta önce çıkardım başörtümü. Beni en çok etkileyen şey rüzgardı, rüzgarın gerçekten saçlarıma değmesi tarif edemeyeceğim bir şey. Diğer insanlar için çok sıradan olabilir ama sen yıllarca o hissi yaşamadığında ve birden onu hissedince çok güzel hissediyorsun. Bazen bunalınca saçımı topluyorum ama bir rüzgar estiğinde hemen açıyorum saçlarımı. Ben ailemin olmadığı bir yerde açtım başımı, ne hissettiğimi görmek istedim ve dedim ki, “Bunu yapacağım.” Onu hissettiğim zaman tekrar kapatamayacağımı, öyle kalamayacağımı anladım. İnanılmaz özgüvensizdim ve arkadaşlarıma bu sebepten aram bile açılmıştı. Kendime hiç güvenim yoktu, dışarı çıkmak istemiyordum. Şimdi dışarı çıkıyorum, geziyorum, dans ediyorum çok mutluyum, kendim oldum an ailen ve sosyal çevrenle ilişkin nasıl?Beklediğimden daha sakin karşıladılar diyebilirim. Bu kadar anlayışlı olmalarını beklemiyorum, çünkü daha önce çok sindirdiler beni. “Dövmediğimiz için mi oldu?” demişti, 15 yaşındaydım ve çok korkmuştu. Şimdi biraz daha büyüyüp görünce bu defa ben kararlı bir şekilde “Ne yaparsanız yapın, ben istemiyorum” dedim, daha sonra “Seni evlatlıktan reddeder, bundan sonra hiç sevemem” falan dedi. Şu anda yine aramız çok iyi olmasa da konuşuyoruz yine birkaç haftaya düzeliriz diye düşünüyorum, her şeye alışıyorlar. Hatta ben bu aralar ondan hiç para istemiyorum geçen gün kedime mama almış, “Senin paran yoktur, alamıyorsundur” dedi. Mutlu ise daha çok anlayışlı insanlar arasında seçtiğim için hiçbir sorun çıkarmadılar. Sadece eski arkadaşlarım, mahalleden arkadaşlarım kaba davrandı bana. Kapalı bir arkadaşım benim için “Duydun mu açılmış, iyice değişti tuhaf bir insan oldu, artık neler neler yapar” demiş. Tuhaf geldi ama onun da esasında açılmak istediğini düşünüyorum ve ona da hak aynı süreci yaşayan kadınlara ne söylemek istersin?Benim söyleyeceğim en önemli şey ailelerine bu konuyu açtıklarında çok kararlı olsunlar. Onları sindirmeye çalışacaklar, belki şiddet uygulamaya çalışacaklar, hakaretler edecekler, tehdit edecekler ama eğer kararlı olurlarsa dik dururlarsa bence bu durumu aşabilirler çünkü aile hiçbir şekilde çocuğundan vazgeçemiyor, kopamıyor o yüzden cesur olmalılar.

kendi isteğimle kapandım ama açılmak istiyorum