inşirah ferahlığı ile ilgili sözler
Ben çubuklardan koydum sadece buram kokuyor yazılacak yazı. Odası uygun fiyatlarla Kullanılma amacı kötü ortadan kaldırmak olduğu ortamın havasını tazelemek otomatik oda makinesi sprey oda kokusu, giderici satan febreze hava ferahlatıcı banyo oda kokusu temiz çarşaf ferahlığı evde, ofiste istenilen yerde kullanılabilir.
Bir Müslümanın İtikat İle İlgili Mutlaka Bilmesi Gereken Bilgiler. Rabbin kim? Rabbim Allah. Dinin ne? Dinim İslam. Kitabın ne? Kitabım Kur’an-ı Kerim. Kimin kulusun? Allah’ın kuluyum. Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.
18Şub.2020 - #resimlisözler #şiir #edebiyat #özlüsözler #alintilar #anlamlisözler #güzelsözler #özelsözler #kitapalintilari #ünlüsözler #kisaşiir #şiiralintilari #kader #kadersözleri. özlü sözler, edebiyat, şiir hakkında daha fazla fikir görün.
Vesonra asâsı ile ilgili pek çok detay anlatmıştı. Pekâlâ, Musa Aleyhisselam da biliyordu ki, Rabbi elindekinin ne olduğunu bilir. Asânın dayanmaya yaradığını, hayvanlara yaprak silkmekte kullanıldığını, her şeyi bilen Rabbe ayrıca söylenmesi fazla gibi görünüyor
İnşirahSuresi Sırrı, Faydaları ve Faziletleri. Maneviyâtta ilerlemek isteyenler, bu sûreyi her gün 70 defa okumayı ihmal etmesinler.Her türlü maddi ve manevi sıkıntılardan en kısa zamanda kurtulmak için her gün (70) defa okunmalıdır. Aldıkları yüksek seviyeli ilmi; karşılaştıkları yüksek müşahedeleri, değerli
Site De Rencontre Gratuit Similaire A Badoo. İnşirah ne demek? İnşirah suresi ne zaman ve nerede nüzul olmuştur? İnşirah suresi kaç ayet? İnşirah suresi ne anlatıyor? İnşirah Elem neşrah leke sadrak suresi ne için okunur? İnşirah suresinin fazileti ve sırları nelerdir? İnşirah suresinin okunuşu, anlamı ve tefsiri nasıldır? İnşirah suresi kaç kere okunmalı? İnşirah suresi Arapça ve suresi, Mekke döneminde nazil olmuştur. İnşirah suresi 8 ayettir. İnşirah; açılmak, genişlemek demektir. İNŞİRAH SURESİ DİNLE - FATİH ÇOLLAK İNŞİRAH SURESİ ARAPÇA İNŞİRAH SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU* *Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için aramalarda çıkmak için sitemize eklenmiştir. Bismillâhirrahmanirrahim. Elem neşrah leke sadrek. 2-3. Ve vada’nâ ’anke vizrek. Elleziy enkada zahrek. Ve refa’nâ leke zikrek. 5-6. Feinne me’al’usri yüsrâ. İnne me’al’usri yüsrâ. 7-8. Feizâ ferağte fensab. Ve ila Rabbike ferğab. İNŞİRAH SURESİ ANLAMI Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? 2-3. Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı? Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? 5-6. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. 7-8. Boş kaldın mı hemen başka işe koyul ve yalnız Rabbine yönel. İNŞİRAH SURESİ TEFSİRİ 1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Yüce Allah, Habîb-i Ekrem’ine olan lutuflarını sayarak, onun bir taraftan risâletin ağır yükü, diğer taraftan da müşriklerden gelen aşırı baskılar altında daralan gönlünü teselli ediyor, ferahlatıyor, huzura kavuşturuyor. Burada Efendimiz ihsan edilen üç büyük ilâhî nimet hatırlatılır 2. Cenâb-ı Hak onu şerh-i sadra nâil kılmıştır. اَلشَّرْحُ şerh, açma, genişletme; اَلصَّدْرُ sadr göğüs anlamındadır. “Şerh-i sadr” ise, göğsü açıp genişletmek demektir. Allah tarafından bahşedilecek gönül rahatlığı, ilâhî bir nûr ve ruh ile onu geniş hale getirmektir. Şerh-i sadr’dan asıl maksad, neticesi mârifet ve itaat olan manevî bir genişlemedir. Bu yolla kalpten Allah rızâsından başka bütün tasa ve düşünceler çıkar. Böylece kalp, ne dünyalık bir şey umar, ne de dünya ile alakalı bir şeyden korkar. Bilindiği üzere kalbin dünyaya arzu duyması onun, aileye, çoluk çocuğa, onların faydasına olan şeyleri elde edip zararına olanları defetmeğe bağlanıp kalmasıdır. Korkusu ise, düşmanlarından korkmasıdır. Allah kulun kalbini genişletince onun gözünde dünyalık her şey değerini yitirir; bunların sivrisinek kadar kıymeti kalmaz. Böylece ne onlara rağbet eder, ne de onlardan korkar. Allah’ın dışında her şey, onun gözünde adeta yok hükmünde olarak kalbi bütünüyle Allah’ın rızâsını kazanmaya yönelir. Şu hadis-i şerif bu hakikati anlatır Bir gün ashâb-ı kirâm Efendimiz “− Ey Allah’ın Rasûlü! Göğüs açılır mı?” diye sordular. Peygamberimiz “− Evet” buyurdu. Onlar “− Alameti nedir?” diye sorduklarında ise Efendimiz “− Aldanma yurdundan uzaklaşmak, ebediyet yurduna yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır” şeklinde cevap verdi. Taberî, Câmiu’l-beyân, VIII, 37 Buna göre “şerh-i sadır”dan maksat, Peygamberimiz göğsünün mânevî bir inşiraha kavuşmasıdır. Resûl-i Ekrem peygamberliğin ilk sıralarında karşılaştığı şiddetli düşmanlıklar ve engellemeler yüzünden göğsü daralmış, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce ona zor ve ağır gelmişti. Fakat Allah Teâlâ ona yardım ve inâyetini gönderdi. Göğsünü genişletti. Böylece o, bütün zorlukları aşma gücü ve imkânı buldu. Yüklenmiş olduğu her meşakkat gözünde küçüldü. Kalbinden bütün keder ve düşünceler çıktı. Orada tek düşünce olarak yalnız Rabbini razı etme düşüncesi kaldı. Şu halde “göğsün genişletilmesi”, Efendimiz’in, dünyanın değersizliğini ve esas hayatın âhiret hayatı olduğunu tam olarak bilmesidir. “Allah, kimi doğru yola erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar…” Enâm 6/125 ayeti de bu mânadadır. Bu sebepledir ki, İbn Abbas “Elem neşrah...” ayetini, “Allah onun göğsünü İslâm’a açtı” şeklinde tefsir eder. bk. Buhâri, Tefsir 94 3. Belini çatırdatan yükü kaldırmıştır. Burada kullanılan اَلْوِزْرُ vizr kelimesinin hem “günah”, hem de “ağır yük” mânası vardır. Efendimiz hâline uygun olanı “ağır yük” olarak anlaşılmasıdır. Çünkü Resûlullah peygamberlik öncesi hayatı da çok nezih geçmiştir. Asla putlara tapmamış, İslâm’ın günah saydığı hiçbir iş yapmamıştır. Nübüvvetten sonra, Kur’ân-ı Kerîm’de de zaman zaman işaret edildiği üzere bazı ictihat hataları olmuşsa da, bunlar günah değil, ecir ve sevap vesilesidir. Dolayısıyla burada Efendimiz sırtından kaldırılan yük, arasında yaşadığı toplumun inanç ve ahlâk yönünden içine düştüğü fecî durumdan dolayı duyduğu ıstıraptır. Cenâb-ı Hak, ona gönderdiği vahiyle bu yükü onun sırtından kaldırmış, ona ne yapacağını öğretmiştir. Ayrıca Peygamberimiz İslâm’ı tebliğ ederken düşmanların çok şiddetli tepkileriyle karşılaşıyordu. Bâtıla karşı verdiği bu çetin mücadelede birçok ilâhî yardım ve inayete mazhar kılınarak, belini çatırdatan o ağır yük hafifletilmiştir. 4. Şan ve şerefini yüceltmiştir. Allah Resûlü peygamberlikten önce toplum içinde yaşayan diğer fertlerden bir fertti. Tanınmış, meşhur biri değildi. Allah Teâlâ ona nübüvvet ve risâlet vererek şânını yüceltti. Kısa zamanda ünü arttı. müslümanların sayısı arttıkça onun ünü de arttı. Henüz hayattayken tüm Arabistan halkının gönlünde onun muhabbeti çarpmaya başladı. Vefâtından sonra da şanı şöhreti tüm dünyaya yayıldı. Gün geçtikçe ona inananlar artmakta ve onun emsalsiz şahsiyeti daha iyi anlaşılmaktadır. Dünyada iki milyara yakın müslüman her namazda ona salavat okumakta, namaz dışında da ona milyonlarca salât ve selâm göndermektedir. Günde beş vakit dünyanın her bir yerinde aralıksız okunan ezanlarda Allah Teâlâ’nın ismiyle beraber onun ismi de ufuklarda çınlamaktadır. Kelime-i şehâdette Rabbimizin zikriyle onun zikri de büyük bir iman, saygı ve edeple tekrarlanıp durmaktadır. Kur’an ona itaati Allah’a itaat saymıştır. bk. Nisâ 4/80 Onun âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ilan etmiştir. bk. Enbiyâ’ 21/107 Gökyüzünde melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmaktadır. bk. Ahzâb 33/56 İşte ona nasip edilen bu cihanşumûl şeref, tâzim ve muhabbet, Allah’ın ona büyük bir lütfu ve rahmeti, “onun zikrini yüceltmesi”nin pek hayırlı bir neticesidir. Öyleyse şunu hatırdan çıkarmamak gerekir ki 5. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık bulunduğu iki kez tekitle vurgulanır. Bu ilâhî müjde, zorluklara göğüs germe, sabretme ve tahammül gösterme açısından mü’min gönülleri teselli, gayret, aşk ve muhabbetle doldurur. Nitekim bu âyetlerin indiği zamanda Allah Resûlü ve beraberindeki bir avuç sahabî, müşriklerin bin bir türlü eziyet, işkence ve baskıları altında ıstırap çekiyorlardı. Bu hal hem Efendimiz hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah bu müjde ile onlara, şimdi pek çok sıkıntılarla ve zorluklarla karşılaşsalar da sonunda İslâm davasının başarıya ulaşacağını, bu zorlukların ardından kolaylıkların geleceğini müjdelemektedir. Bu sûre nâzil olunca Resûlullah her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylığın da bulunacağının iki kez zikredilmesinden hareketle, mü’minlere “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir zorluk iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuştur. Muvatta, Cihad 6 Efendimiz bu müjdesini şâir şu beyitleriyle ne güzel terennüm eder “Zorlukların ve sıkıntıların içinde boğulduğun zaman İnşirâh sûresi üzerinde derin derin tefekkür et. Çünkü orada bir zorlukla beraber iki kolaylığın olduğu” müjdelenmektedir. Bunu düşünüp anladığın zaman ferahlarsın.” Bu mânevî ve ruhî gerçekleri dikkate alıp 6. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık bulunduğu iki kez tekitle vurgulanır. Bu ilâhî müjde, zorluklara göğüs germe, sabretme ve tahammül gösterme açısından mü’min gönülleri teselli, gayret, aşk ve muhabbetle doldurur. Nitekim bu âyetlerin indiği zamanda Allah Resûlü ve beraberindeki bir avuç sahabî, müşriklerin bin bir türlü eziyet, işkence ve baskıları altında ıstırap çekiyorlardı. Bu hal hem Efendimiz hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah bu müjde ile onlara, şimdi pek çok sıkıntılarla ve zorluklarla karşılaşsalar da sonunda İslâm davasının başarıya ulaşacağını, bu zorlukların ardından kolaylıkların geleceğini müjdelemektedir. Bu sûre nâzil olunca Resûlullah her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylığın da bulunacağının iki kez zikredilmesinden hareketle, mü’minlere “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir zorluk iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuştur. Muvatta, Cihad 6 Efendimiz bu müjdesini şâir şu beyitleriyle ne güzel terennüm eder “Zorlukların ve sıkıntıların içinde boğulduğun zaman İnşirâh sûresi üzerinde derin derin tefekkür et. Çünkü orada bir zorlukla beraber iki kolaylığın olduğu” müjdelenmektedir. Bunu düşünüp anladığın zaman ferahlarsın.” Bu mânevî ve ruhî gerçekleri dikkate alıp 7. Boş kaldın mı hemen başka işe koyul. İnsan ömrü o kadar kısa ve âhiret hayatı için o kadar mühimdir ki, onun bir saniyesini bile boşa geçirmek akıl kârı değildir. Zira bir insanın hiçbir şey yapmadan boşu boşuna oturması yahut gerek dünyevî olsun gerek uhrevî olsun hayrına olmayan lüzumsuz bir işle meşgul olması, onun düşüncesinin bozukluğuna, aklının kıtlığına ve derin bir gaflet içinde bulunduğuna işarettir. Nitekim âyet-i kerîmede, “Kurtuluşa erecek o mü’minler, her türlü boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler” Mü’minûn 23/3 buyrulur. Bu sebeple hayatın her ânını, her dakika ve saatini Allah Teâlâ’nın râzı olacağı ibâdet, taat, hizmet, cihad ve tebliğle doldurmak gerekir. Mesela farz bittiyse nâfileye, namaz bittiyse duaya, dua bittiyse Kur’an kıraatine, o bittiyse zikre ve tefekküre geçmek; o bittiyse fayda verecek bir başka mühim işe, o bitince de bir başka mühim işe sarılmak lazımdır. Böylece ibâdetin ve hayırlı işlerin zorluklarına katlanınca, bunlara müjdelenen kolaylık da artarak devam edecektir. Ancak gelen kolaylık tembelliğe sebep olmamalı, daha çok çalışmaya teşvik etmelidir. Nitekim bir şâirimiz de başarıya erişmek için usulüne uygun tarzda devamlı ve ciddi çalışmanın gereğini ifade sadedinde şöyle der “Şem’-i ikbâlini târ eylemesün derse felek Kişi yaktığı çerâğ üstüne pervâne gerek.” Veysî “Bir insan, saadet ve ikbâlini muhafaza etmek istiyorsa, dâimâ işinin, eserinin başında bizzat bulunmalı, bir pervâne gibi onun etrafından ayrılmamalıdır.” 8. Yalnız Rabbine yönel. Dolayısıyla bu âyetlerle her anı, ebedi hayatta pişmanlık sebebi olmayacak, bilakis rızâ ve hoşnutluk vesilesi olacak hayırlı niyet, söz, fiil ve amellerle değerlendirmek öğütlenir. Bu işleri yaparken de kulun Allah’tan gâfil olmaması, gönlünü hep O’na yöneltmesi, O’nun rızâsını ve muhabbetini araması ve ne istiyorsa O’ndan istemesi talep edilir. Çünkü kula yardım edecek olan, başkası değil, sadece Allah’tır. Duhâ ve İnşirâh sûreleri, özellikle Resûlullah Hak katındaki şerefini bildirip tebliğ ettiği İslâm’ın tüm dünyaya yayılacağını, dolayısıyla nimetten o nimeti bahşedene geçerek yalnız Allah’a yönelmek gerektiğini hatırlattı. İNŞİRAH SURESİ HAKKINDA BİLGİLER İnşirah suresi, Mekke döneminde nazil olmuştur. İnşirah suresi 8 ayettir. İnşirah; açılmak, genişlemek demektir. İnşirah Suresinin Nüzulü İnşirah suresi, Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ suresinden sonra, Asr suresinden önce Mekke’de inmiştir. İnşirah Nedir, Ne Anlama Gelir? İnşirah “açılıp genişlemek, huzura kavuşmak” anlamlarına gelmektedir. İlk âyetinde aynı kökten olan fiil kullanıldığı ve Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır. Ayrıca “Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır. İnşirah Suresinin Konusu Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevî lutufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile Müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir. Kaynak NAMAZDA OKUNAN SURELER Fatiha Suresi Fecr Suresi Fil Suresi Kureyş Suresi Maun Suresi Kevser Suresi Kafirun Suresi Nasr Suresi Tebbet Suresi Felak Suresi Nas Suresi İslam ve İhsan
DR. ABDULLAH MESUTOĞLU İLİM VE HİKMET, FERAHLIK VE ŞİFA KAYNAĞI İNŞİRAH SURESİ Rahman, Rahim Allah'ın Adı'yla. 1. Biz, sana bir rahmet ve nimet olarak göğsünü açıp genişletmedik mi? 2. Ve hafifletmedik mi o çok ağır yükünü, 3. Belini çatır çatır çatırdatan? 4. Ve yine, vazifen adına ve tamamen lehine olarak adını yüceltmedik mi? 5. Demek ki, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır; 6. Gerçekten, her güçlükle beraber bir kolayık vardır. 7. O halde, bir işten ayrıldığında hemen bir başka işe koyul; 8. Ve her ne yaparsan yap, daima Rabb'ine, O'nun rızasına yönel. Meal Ali Ünal, Kur’an-ı Kerim Açıklamalı Meali ve Özet Tefsir sayfa 1920 Günümüzde hizmet-i imaniye ve Kur’aniye vazifesi ile meşgul olan mü’minlerin yaşadığı zulüm ve ağır imtihanlara karşı inşirah suresindeki hakikatlere istinad edip kalb huzuruna, itmi’nanına, emniyetine Allah’ın lütfuyla mazhar olup iman ve Kur’an nuru ile mukabele etmelerine her zamandan daha ziyade ihtiyaç vardır. Bu yazımızda inşirah suresinin manaları ve bu surede Allah’u Teala’nın Efendimiz SAV’e hitaben Biz, sana bir rahmet ve nimet olarak göğsünü açıp genişletmedik mi’ ayeti ile Efendimiz SAV’in mübarek göğsünün ve kalbinin inşirah-ı sadr’ lutfu ile islam ve Kur’an hakikatlerine açılıp şerh edilmesi ve bu hakikatlerin temsil ve tebliğ yolu ile tüm insanlığa ulaştırılması vazifesinde yaşadığı zorluklara nasıl mukabele ettiği hususu üzerinde durmaya gayret edeceğiz inşallah. İnşirah suresinin Mekke’de Vedduha suresinden sonra nazil olduğu müfessirler tarafindan çoğunluk görüşü olarak kabul edilmiştir. Vedduha suresi ile mana olarak çok ciddi bir irtibatı vardır. Vedduha suresi vahyin bir müddet kesilmesi ile meydana gelen keder ve hüzün zamanında inerek gönül ferahlığı vermiş, inşirah suresi ise gönül ferahlığının hükmünü açıklamış ve nimetten nimeti verene yönelmeyi teşvik etmiştir. İlk ayet-i kerime’de ifade edilen inşirah-ı sadr’ hakikatinin manalarını kısaca şöyle açabiliriz Biz senin için sadrını, göğsünü açıp genişletmedik mi?’ Senin göğsüne de nefesine de genişlik, kalbine ferahlık, huzur, itmi’nan, nefsine tahammül etme kuvveti ve dayanıklılık vermedik mi? İçinde bulunduğun anda ve gelecekte, dünya ve ahirette bütün ulvi gayelerini şerh izah edip de her zorluğu yenecek büyük bir ruh ve nur ile hidayete, gamdan, kederden sevince ve feraha, darlıktan genişliğe erdirmedik mi? Şerh’ kelimesinin manası eti ve benzeri şeyleri açmak, yani açıp genişletmektir. Şerh-i sadr, yani göğsü açmak da bu mana ile ilgilidir ki, ilâhî bir nur ve Allah tarafından bir gönül huzuru ve yardım edici bir ruh veya rahmet ile onu genişletmektir. Bu konuda Zümer Suresi 22. Ayet-i kerime de şöyle buyurulmaktadır”Allah’ın kalbini İslâm’a açtığı şerhettiği kimse Rabbinden bir nur üzere değil midir?” Bu manadan dolayı şerh ve genişlik kalb hakkında da kullanılmaktadır. Kişinin kederini gidererek huzur ve ferahlık verecek şeyleri idrak etmesi, Allah’tan bir nur ile kalb karanlığı ve kasvetinden, şüphe ve vesveselerden kurtulması, kalbinin şerhi, inşirahı ve genişletilmesi olarak anlaşılabilir. Çünkü onun sıkıntısını açacak ve üzüntüsünü giderecek geniş bir nefes aldırmak gibi herhangi bir sebep, bir duygu, bir ilham ile ona gizli bulunan, sevinci gerektiren bir şey ortaya çıkar ki bu, bir kitabı izah etmek mânâsına şerh denilmesi gibidir. Sonra da bu mânâ kalbin mahalli olan sadr göğüs ile ilgili olarak kullanılmıştır. Çünkü bir şeyin genişlemesi, onu içinde bulunduran şeyin de genişlemesini gerektirir. Onun içindir ki, sevince genişlik, zıddı olan kedere de darlık denmiştir. Sadr’, her şeyin ön ve baş tarafı olduğu gibi, insanın gövdesinin de belinden başına doğru ön ve içinden kalp ve ciğerleri kapsayan üst kısmı yani sine, göğüs veya bağır dediğimiz yerdir. Arkadan sırta da zahr denilir. Sadr, yer ve cüz olma ilgisiyle kalb veya nefisten kinaye olarak da anlaşılır. Dıştan göğüs darlığı cismani zayıflık işareti sayıldığı ve içten göğüs darlığı dıyk-ı sadr; nefes darlığı, kalb sıkıntısı, elem, ızdırap ve tahammül edememe manalarında olduğu gibi, dıştan göğüs genişliği vus'at-ı sadr; kuvvet alâmeti, tahammül ve dayanıklılık, içten göğüs açılması ise; nefes genişliği, ferahlık, kalbin açılması; ruhun ferahlık, şevk, ilim ve hikmete vâkıf olma mânâlarını ifade eder. Bu şekilde "şerh-i sadr", esasen göğsünü, bağrını açıp genişletmek demek olduğu halde bununla kalbe ferahlık vermek ve nefsi herhangi bir fiil veya söze, hakikate açıp ferahlık ve sevinç ile o fiil ve sözü almak üzere genişletmek mânâsında anlamak da mümkündür. Öyle ki şerh ve gönlün açılması denildiği zaman maddi olarak göğsü veya kalbi açmak veya yarmaktan ziyade manevi olan bu huzur ve ferahlık mânâsı anlaşılır. İnşirah, kalp ve göğüsle ilgili olduğu zaman bazen de şerh ederek ilmi artırmak, çoğaltmak ve hikmet verilmek mânâları kastedilir. Bakara suresi 269. Ayette mealen O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet nasib edilmişse, doğrusu ona pek çok hayır hayr-ı kesir verilmiştir’ buyurulmaktadır. Buradaki hikmet verilmesi’nin manalarından bazılarını, eşyanın Allah’ın yarattığı şeylerin, varlıkların ve hadiselerin sebepler perdesi ardındaki hakikatlerine vakıf olarak her şeyde ve her hadisede Allah’u Teala’nın güzel isimleri Esma-ül Hüsna ve Sıfat-ı Subhani her türlü noksanlık, kusur ve muhtaçlıktan münezzeh olan, tam ve mükemmel sıfatlarının tecellilerini görüp idrak edebilme lutfu olarak anlıyabiliriz. Bu manada hikmete mazhar olma en önemli ve yüksek bir inşirah-ı sadr’ tecellisi ile kalbin ve göğsün genişleyerek Allah’a tevekkül ile tahammül ve kuvvet kazanmasını netice verir. Diger bir manada da "şerh-i sadr" ile, nefsin Allah tarafindan kudsi, melekuti kuvvetler ve ilâhî nurlarla desteklenmesi mânâsı kast edilir. Öyle ki nefis, ilmi hadiselerin meydanı, meleke kabiliyetler, vasıflar yıldızlarının göğü, Esma-ül Hüsna tecellilerinin Arş'ı, kalbe ilham olunan ilim veya hikmetin mekanı veya makamı olur da artık onu herhangi bir durum, bir başka durumdan meşgul etmez, ona göre olacak olan ve olmuş olan bir ve eşit olur ve bu mânâlardan her biri bulunduğu makama göre murad olunur. Yüce Allah'ın Resulüne SAV nimetlerini sayma makamı olan bu makama en uygun olan mânâ ise bu sonuncu mânâdır. Efendimiz SAV’in yaşadığı "şerh-i sadr" hadisesi Müfessirler Efendimiz SAV’in yaşadığı "şerh-i sadr" hadisesi ile ilgili iki görüş zikretmişlerdir Birincisi, "şerh-i sadr’ hadisesinin cismani ve manevi mânâsını da gösteren en kuvvetli rivayeti Mirac gecesiyle ilgili olarak Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesaî'de Katade'den rivayet edilen şu hadistir Enes b. Malik rivayet ediyor Efendimiz buyurmuş ki "Ben Beyt'in yanında uyur uyanık arası bir halde iken içinde Zemzem suyu bir altın tasla bana gelindi de göğsüm şuraya ve şuraya kadar yarıldı". Katade demiş ki Enes'e ne kastediyor dedim "karnımın aşağısına kadar dedi". Buyurdu ki Derken kalbim çıkarıldı da Zemzem suyu ile yıkandı. Sonra tekrar yerine kondu. Sonra iman ve hikmet dolduruldu. Sonra Burak getirildi. Onun üzerinde Cebrail ile beraber gittim. Ta dünya semasına vardık..." Bundan en açık olarak anlaşılan uyku ve uyanıklık arası cismani ve misali bir keşif ve müşahede olması ve asıl neticenin iman ve hikmet dolarak Mirac mucizesinin vuku bulmasıdır. Bu şekilde inşirah sûresinde Mirac hadisesine de işaret vardir. Ve'd-Duha suresindeki "gece" den murad İsra gecesi olduğuna dair de rivayet bulunduğu için bunların Mirac ile ilgili olduğunu kabul etmek gerekir. Bunda "göğsü yarmak"tan asıl murad, göğsün iman ve hikmet ile hakikatinin açılmasıdır. Hakikatte bir elem, acı olan cismani ameliyatlar dahi ilim ve hikmet vesilesi olan inşirah-ı sadr hakikatine vukufiyet ile kolaylıkla aşılabilir. İkincisi, "şerh-i sadr" dan maksat, neticesi marifet-i ilahi ve Allah’a itaat manasıdır ki, müfessirler bunu da iki şekilde izah etmişlerdir 1. Hz. Peygamber insanlara ve cinlere peygamber gönderilince Allah'tan başka ilâhlardan ve onlara tapanlardan uzak olmak suretiyle insanlar ve cinlerle uğraşmak önce ağır gelmiş, göğsünü daraltmıştı. Fakat yüce Allah O’na öyle âyetler göstermişti ki bunlarla bütün o zorlukları aşma gücü ve imkanı bulmuş ve yüklenmiş olduğu her meşakkat, her zorluk gözünde küçülmüş idi. O şekilde ki kalbinden bütün fani ve dünyevi tasa ve düşünceleri çıkarmış, sadece Kur’anı temsil ve tebliğ vazifesi düşüncesini bırakmıştı. Çoluk çocuğun nafakası sıkıntıları O’na engel olmazdı, insanlardan ve cinlerden gelen eziyetlere önem vermez olmuştu. Hatta bunlar gözünde sinekten küçük olmuşlardı. İman etmeyenlerin ne tehditlerinden korkar, ne de mallarına, makamlarına, tekliflerine meylederdi. Şu halde "şerh-i sadr", dünyanın değersizliğini ve ahiretin değerini bilmekten ibaret olur ki bunun benzeri En'âm Sûresi'ndeki "Allah her kimi hidayete erdirmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar"En'âm, 6/125 âyetidir. En'âm Sûresi'nde bu ayet nazil olduğunda Ashab-ı kiram sordular - Ey Allah'ın Resulü SAV! Göğüs açılır mı şerh edilir mi’? - Evet’ buyurdu. - Alâmeti nedir’ diye sordular. -Aldanma yurdundan fani dünyadan uzaklaşmak, ebediyet yurduna ahirete yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır’ buyurdu. Bunun özeti şudur Allah'a ve onun vaad ve tehdidine samimiyetle iman, insanın fani dünyadan uzaklaşmasını, fani olan dünya nimetlerini ve imkanlarını maksat ve gaye edinmemesini, ebedi ahiret hayatına rağbet etmesini ve ölüme hazırlanmasını gerektirir. Zaten surenin sonunda da Ancak ve daima Rabbine rağbet et, O’na yönel’ buyurulmaktadır. 2. Resulullah SAV'in mübarek sinesi vahiyle gelen ilim ve hikmetle hakikatlere açılmıştı, dünyalık fani şeylerden telaş etmez, ızdırap çekmez, şaşırmaz, sıkıntı ve ferah hallerinin ikisinde de gönlü huzur ve itmi’nan içinde bulunur, mes’ul olduğu vazifesini eda ile meşgul olurdu. Ayet-i kerime de "Senin kalbini açmadık mı" denilmeyip de "senin göğsünü açmadık mı" denilmesinde de bir çok hikmetler vardır. İslam ve Kur’an hakikatlerin ve nurunun şerhinin, yalnız içte kendi kalbinde kalmayıp eserleri temsil ve tebliğ ile dışta da göründüğüne ve görünmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Yani Resulullah sinesi "Müminler için kanadını indir." Hicr, 15/88 emri gereğince bütün müminlere şefkat ve merhametle açık olması ve temsil ve tebliğ vazifesi sırasında dıştan, diğer insanlardan gelebilecek imtihan ve zoruluklara Allah’ın lutfettigi bu inşirah-ı sadr göğüs genişliği ile tahammül ve mukabele etmesi manaları da anlaşılabilir. 2. "Senden yükünü indirmedik mi?" 3. "O senin sırtını ezen, belini çatır çatır çatırdatan yükü". Bu ayet-i kerime de gecen ağır yük’ ifadesinin mânâsıyla, Hz. Peygamber SAV'i peygamberlikten önce veya başlangıcında son derece üzen ve tahammül edilmesi cok ağır gelen bir takım zorluklara maruz kaldığı idafe edilmektedir. Bu zorluklar, bu ağırlıklar hakkında tefsirlerde başlıca şunlar sayılmıştır 1. Peygamberlikten önce cahiliyye âlemi içindeki şaşkınlık ve endişe halinin ızdırabı ve ağırlığı. Zira başlangıçta; bir taraftan kavminin şirk ve cehalet içindeki hallerinin fenalığı, bir taraftan da -Vedduha suresinde geçtiği üzere- kendisini yokluktan varlık âlemine getiren ve yetim iken barındırıp yetiştiren, hayat, akıl ve güzel ahlakla nimetler veren yüce Allah'ın, üzerindeki nimetlerini görmüş ve bunların büyüklüğüne karşı Rabb'ine nasıl ve ne yolda itaat ve hizmet edeceğini de tam olarak bilememiş olduğudan vicdanında büyük acılar duymuştu. Vahiyle risalet vazifesi gelince bu endişeler yok olmuş, bunun gereği olan ağır yük üzerinden alınmıştır. O nimetleri veren Yüce Allah elçilik risalet vazifesi verince o hizmet ağır bile olsa onu yerine getirmeyi canına minnet bildi ve o ağırlık kendisine hafif göründü. İşte kendisine peygamberlik vaifesi verilince Hz. Muhammed o hayret ve endişe hali gitmiş olduğu gibi o risalet ilminin, hikmetinin ve bu azim yüce ahlâkın hükmüyle o gam ve keder hali kendisinden kalkmış ve o zorluklar kolaylığa dönüşmüştür. 2. Peygamberliğin gelmesiyle, önceki zorluklardan sıyrılmış ise de bu kez de daha büyük bir endişe ve mes’uliyet Resulullah omuzlarına yüklenmiş bulunuyordu. O da peygamberlik görevinin hakkıyla alınıp yerine getirilmesindeki büyük zorluk ve mes’uliyet endişesi ve girişeceği mücadelede muvaffakiyet derecesini ve kusur ettiği durumda Cenab-ı Hak’ka ve insanlara karşı vazifesinin hakkını veremeyip mes’ul duruma düşmek meselesi idi ki, buna "A'ba-i risalet" yani, peygamberlik yükleri ismi verilir. Zira, "Allah'tan kulları içinde ancak âlimler hakkıyla haşyet duyar saygıyla korkar." Fâtır, 35/28 ayetinin mânâsı gereğince ilmi artıp Yuce Allah’ı daha çok tanıyınca Allah korkusu ve haşyeti saygısı da artıyor, önceden tam bilinemeyen nice ahiret endişeleri yüz gösteriyordu. İlk vahiy nazil olunca, Hz. Cebrail'le yaptığı ilk konuşmada bütün güç ve takatini saran "Son derece kuvvetli, çetin kuvvetlere sahip" Necm, 53/5-6 bir heybet ve gücün Cebrail kendisini sarması ve kuşatması içinde titremiş kalmıştı. Buna derece derece alıştıktan sonra da etraftan kâfirlerin, müşriklerin o zamana kadar görülmeyen eziyet, zulüm ve her türlü yalan ve iftiralarla düşmanlık ve kötülüklerini görmeye başlamış ve henüz "Allah seni insanlardan koruyacaktır." Mâide, 5/67 vaadini almamış, "Ve her halde ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. İlerde Rabb'in sana verecek de sen razı olacaksın."Duhâ, 93/4-5 vaad ve müjdesine muhatap olmamıştı. Bir müddet için vahye ara verilip kesilmesinden dolayı duyduğu yalnızlık ve başına gelenlerden dolayı düşmanlarının sevinç ifade eden ve iftiralar atan sözleri nedeniyle de çok kederlenmişti. Bu suretle kendisini yalnız dünya elemleri değil, Rabb'ine karşı bir kusur işlemiş olmak endişesiyle ahiretle ilgili tasalar da sarmış, işte bunlar onun sırtına basan ve belini kıracak gibi kemiklerini çatırdatıp yüreğini sızlatan bir ağır yük gibi üzerine yüklenmişti. Yüce Allah, vahyi devam ettirmesi ve Ve'd-Duha suresini indirmesiyle bunların bir kısmını büsbütün üzerinden kaldırmış, bir kısmını da alıştırmak, kendine ve ahirete olan keşf ve ilmini artırmak suretiyle hafifletmiş, ondan sonra dünyayı gözüne sinek kanadı kadar göstermeyecek, "Dünyanın Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değer yoktur." dedirtecek derecede kalbine ferahlık ve nefsine ilâhî, kudsi bir kuvvet ve nur vermişti, Kur'ân'ın feyziyle dünya ve ahiret nam ve şanını, zikir ve şerefini yükseltmeye başlamış idi. Onun için buyruluyor ki 4. Yine senin için zikrini, nam ve şanını yükseltmedik mi?. Zikir’, burada "Andolsun size bir kitap indirdik ki onda sizin şerefiniz vardır." Enbiyâ, 21/10 âyetinde olduğu gibi izzet, şeref ve şan mânâsındadır. Bununla beraber Kur'ân ve risalet mânâlarına da işaret vardır. Resulullah nam ve şanının yüksekliği Bakara Suresi'ninde geçen "Kimini de bir çok derecelerle daha yükseklere çıkarmıştır." Bakara, 2/253 mânâsı üzere bütün peygamberler içinde derecelerle yüksekliğidir ki bunun özeti nam ve şanının Allah'ın namını takip etmesi, Allah anıldıkça O’nun SAV da anılmasıdır. Ebu Said el-Hudri rivayet edilen bir hadiste Resulullah şöyle buyurmuştur "Cebrail bana geldi ve dedi ki Rabb'im ve Rabb'in şöyle buyuruyor "Bilir misin, senin zikrini nasıl yükselttim?" "Yüce Allah en iyisini bilir" dedim. Dedi ki "Ben anıldıkça sen de benimle beraber anılacaksın." Bu ise nam ve şan yüksekliğinin en büyük mertebesini açıklamaktadır. "Allah" denilince Resulü de beraber anılır. Lailahe illallah’ denilince beraberinde Muhammedurresulullah’ da denilir. "Allah'a itaat edin, peygamberine itaat edin."Nisâ, 4/59, "Kim peygambere itaat ederse kuşkusuz Allah'a da itaat etmiş olur."Nisâ, 4/80, "şahit olarak Allah yeter. Muhammed Allah'ın Resulüdür."Fetih, 48/28-29 ayetleri de Efendimiz SAV’ın zikrinin, ve şanının Allah’u Teala tarafından Kur’an da yüceltildiğini ifade etmektedir. Bu nam ve şan, bu Allah'la beraber zikredilip anılmak ise her yüceliğin üstündedir. "Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salat eder şeref ve şanını yüceltirler. Ey iman edenler! Siz de O’na salat ve selam getirin." Ahzab, 33/56 Ayetinde de Allah’u Tealanın bizzat kendisinin Efendimiz SAV’e salat rahmet ettiğini, Melaike-i Kiram’ın da Efendimiz SAV’e salat dua ederek Allah’tan rahmet niyaz ettiklerini, aynı şekilde mü’minlerin de salat ve selam ile Allah’a dua edip Efendimiz SAV’e rahmet ve selam etmesi niyazında bulunmaları emredilmekte ve O’nun şefaatine nail olmaları teşvik edilmektedir. "Bir zorluk iki kolaylığı yenemez" 5. "Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır". Ayeti ilerisi için de Allah”tan Efendimiz SAV’e ve O’nun ümmetine bir vaaddir. Bu vaadin ne olduğu sözün akışından anlaşılmaktadır. O göğsü açma ve yarma inşirah-ı sadr, ağır yükü kaldırma, adını yüceltme madem ki oldu, demek ki o senin çektiğin zorlukla beraber büyük bir kolaylık varmış, o halde daha da vardır. Çünkü her zorlukla beraber bir kolaylık vardır’. Ondan dolayı seni kolaylığa erdirdik, ve yine de erdiririz manaları anlaşılabilir. Burada "beraber", "sonra" mânâsınadır. Yakınlık, beraber olmaya benzetilerek ifade olunmuştur. Çünkü o göğsü açma ve yükü kaldırma, yükün sırtı ezmesinden sonra olmuştur. Kısacası, bu böyle olduğu gibi ilerisi için de böyledir. Talâk Suresi 7. Ayet-i kerimede de mealen "Allah, bir güçlüğün arkasından bir kolaylık yaratacaktır." buyurulmaktadır. 6. "Evet, gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık var". Yani o zorluğa göğüs gerilip aşılırsa o kolaylığa erilir. Çünkü kolaylığın var olmasından herkesin de mutlaka ona ermesi lazım gelmez. O kolaylığa inanıp, o zorluğa ehemmiyet vermeyip de Allah'ın izniyle sabır göstererek dayanan o kolaylığa erer. Nitekim "Ve'l-Leyli" Sûresi'nde mealen "Kim malını Allah yolunda verir ve takva yolunu tutar ve en güzeli de tasdik ederse, biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız."Leyl, 92/5-7 buyurulmuştur. Şu halde bundan sonra da bir zorlukla karşılaşırsan onu da başka bir kolaylığın izleyeceğini veya beraberinde bir kolaylık bulunduğunu bil, bu vaadi tasdik et de o zorluktan yılma. Onu da gönül hoşluğuyla karşıla manaları anlaşılabilir. Bir yönden zor görünen bir işte diğer yönden bir kolaylık vardır. O işi, bu kolay yönünü bularak yapabilen kolaylığına erer. Her zorluğu bir kolaylığın izleyeceğine inanmak da o zorluğun yalnız sonunda değil, beraberinde de bulunan bir kolaylık yönüdür. Bu itibarla "en güzel"i tasdik eden ve ona göre çalışan mü’minler için her zorlukta iki kolaylık var demektir ki, bunun birine dünya kolaylığı, diğerine ahiret kolaylığı demek uygun olur. Rivayet olunmuştur ki, Resulullah bu âyet inince ferahlık ve neş’e içinde tebessüm buyurarak çıkmış, "bir zorluk iki kolaylığı yenemez", "Zorlukla beraber bir kolaylık vardır, zorlukla beraber bir kolaylık vardır." buyurmuştu. Hz. Ömer de demiştir ki "Şu muhakkak ki mümin bir kalbe herhangi bir sıkıntı inerse yüce Allah ona bunun arkasından bir rahatlık verir ve bir zorluk iki kolaylığı yenemez." "Mü’min bir kalbe" denilmekle imanın gereği olan gönül huzuru ve sabra da işaret vardır. Bununla beraber hepsinde hükmün genelliği yine Allah'ın dilemesi kaydına bağlıdır. Muvaffakiyet O’ndandır. Onun için bu hüküm ve vaadi hem geleceğe yaymak ve yapılması gereken tüm vazife türleri icin de Allah'ın lütfuna dayandırmak gereği içerisinde buyuruluyor ki 7. O halde bir işi bitirip boşa çıktığın vakit, yine başka bir işe başla ve yorul,’ yani her zorluğa bir kolaylık vurgulanarak vaad edilmiş olduğu için bir görevi, bir ibadeti bitirip bir zorluktan bir kolaylığa geçtiğin, biraz dinlendiğin, mesela aldığın vahyi yerine ulaştırdığın, farzlarını yerine getirdiğin vakit yine yorul, iş bitti diye düşünüp kalma da yine zahmeti tercih edip diğer bir ibadet için kalk, çalış, yorul; farz bittiyse nafileye geç, namaz bittiyse duaya geç ki, kolaylık da artsın, şükürde devam etmiş olasın. Kolaylık tembelliğe sevketmemeli, çalışmaya teşvik edici olmalıdır ki onun peşinden de bir kolaylık gelerek, artma ve ilerleme durumu hasıl olsun. 8. Ancak ve ancak Rabb'ini iste, O’na yönel ve O’na rağbet et,’ Ancak O’na tevekkül et ve her şeyi sadece O’ndan bekle. Onun dışındaki sebep ve illetlerde veya gayelerde duraklayıp kalma, başka maksada bağlanma da bütün çalışmalarında ancak O’na, O’nun rızasına yönel, durmadan O’na doğru yürü, bütün lütuf ve nimetler O’ndandır, arzın ve semanın tüm mülkü O’nundur, Mülk ve melekut O’nun kudret elindedir. Onun için sadece nimete ve esere rağbet ile kalmamalı; nimetten, nimeti vereni görüp hep O’na doğru yönelmeli, O’nun rızası için çalışmalıdır. Son ve tek murad edilen O’dur, O’nun rızasından başka maksat ve gaye yoktur. "Bir işten maksat ne ise hüküm ona göre verilir." fehvasınca Allah için çalışan Allah'ın rızasına erer. Bu şekilde bu sûre bilhassa Resulullah yüce ahlakını ve şanını anlatarak O’nun SAV feyzini, nurunu, alemlere rahmet oluşunu, şefaat-i uzma makamını daha çok genişletmeyi ve neticede nimetten o nimeti verene geçerek ancak ve daha çok Allah'a rağbet etmesini de ifade etmektedir. Netice olarak, tefsirlerde izah edilen bu manalara göre, İnşirah suresi tüm maddi ve manevi elem ve sıkıntılara ve insanın belini çatır çatır çatıdatan ağır imtihanlara karşı muazzam bir muhafaza, ferahlık ve şifa kaynağıdır. Yaşanan imtihanların zorluğu karşısında maruz kalınabilecek, travma, üzüntü, keder, vesvese ve çeşitli şüpheler gibi manevi elemlerden, mü’minlerin kalblerini iman ve Kur’an hakikatlerine ve nurlarına şerh ederek açarak, Allah’ın sonsuz rahmetine ve kudretine tevekkül etmeyi temin edip muhafaza eder ve zorluklara karşı tahammül kuvveti verir. Her zorlukla beraber bir kolaylık, hatta iki kolaylık lutfedildiğini idrak ettirerek, zorluklarla beraber gelen kolaylıkları ve ilahi lütufları göstererek, kalblere inşirah, ferahlık ve ümit kaynağı olur. İnşirah suresi ayrıca, depresyon, stres, çeşitli vesveseler ve yeis ümitsizlik gibi psikolojik hastalıkların neden olabileceği maddi hastalıklara maruz kalmaktan da muhafaza eden veya sıkıntı ve acılarını azaltan büyük bir şifa ve rahmet kaynağıdır. Diğer önemli bir mana olarak da, İnşirah suresi, şifası kendi içinde olan Mukaddes Izdırap’ irşad ve tebliğ vazifesi’ ile mü’minlerin dertlenmesini temin ederek fani ve dünyevi dertlerden muhafaza eder. Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur’ vecizesi ile ifade edilen, dünya kadar, bin bir elem ve ızdırap kaynağı, ibadetsizlik, şükürsüzlük, ahlaksızlık veya haram ve günahlara müptela olmak gibi bela ve musibetlerden mü’minleri korur. Şairin Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş’ Niyazi-i Mısri sözü ile çok güzel ifade ettiği gibi, insanlığın maddi manevi dertleriyle dertlenerek yaşatma ideali ile tüm insanlığın yardımına koşturur ve böylece kendi dertlerini unutturur ve lezzetli bir şifa kaynağı olur. Bu manalara bağlı olarak, İnşirah suresini hem kendimiz ve ailemiz, hem de zulme maruz kalan tüm hizmet-i imaniye ve Kur’aniye de kardeşlerimiz için, hatta bir ilim, hikmet, rahmet, hidayet ve şifa kaynağı olarak tüm mü’min kardeşlerimiz ve insanlık için külli bir niyet ile çokca okumaya devam edebiliriz. So söz olarak, Rabbimizden İnşirah suresinin bereketiyle kalblerimizi iman ve Kur’an hikmetine ve nurlarına şerh etmesini ve bu kalb inşirahı ile Kur’an-ı temsil ve tebliğ vazifesinde yaşanabilecek imtihanların zorluk ve ağırlıkları karşısında ferahlandırmasını ve kolaylıklar lutfetmesini ve en yakın zamanda sıhhat ve afiyetle ferec ve mahreç lutfederek her türlü zulüm, keder ve hastalıklardan kurtarmasını niyaz ederiz. Amin. Faydalanılan Kaynaklar Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kur’an Dili’ İnşirah Suresi tefsiri Ali Ünal, Kur’an-ı Kerim Açıklamalı Meali ve Özet Tefsir.
Elem neşrah leke Ve vada’na anke Ellezi enkada Ve refa’na leke Feinne me’al’usri İnne me’al’usri Feizâ ferağte Ve ila rabbike ferğab. İNŞİRAH SURESİ ANLAMI Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın Adıyla.﴾1﴿ Senin kalbini açıp genişletmedik mi?﴾2-3﴿ Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?﴾4﴿ Ve senin şanını yüceltmedik mi?﴾5﴿ Muhakkak her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.﴾6﴿ Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.﴾7﴿ O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul.﴾8﴿ Ve yalnız Rabbine yönel. İnşirah Suresi Resimli Okunuşu ve Anlamı
Hayat sıkıcı kuşlar yorgun...Yorgunum. Tek istediğim yüzümü kucağına koymak. Başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak...Neden hayat karşısında çaresiz ve yorgun kaldığında aklına gelip yüzünde bir tebessüm oluşturamıyorum?Nasılsın diye sormayın artık. Yoruldum yorgunum! Şu saatten sonra sizden bana ne hâl kaldı ne hatır...Senden başkasıyla göz göze gelmemek için hayata gözlerimi yummayı tercih ettim ben. Yoruldum artık anla beni desem anlayamazsın...Sandığınızdan daha yorgunum. Benim hayatım 2 bölümden oluşuyor ; sizin bildikleriniz ve sadece benim çektiğim acılar olmak hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık yorgun düştüğü için evlenir kadın merak duyduğu için. Sonunda ikisi de düş kırıklığına uğrarlar. - Oscar WildeYaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar nefesiniz daralır ama görüş açınız yorgun hayat tarafından cezalandırılmış ya sevgiyle ya da sevgisizlikle sakatlanmış. - Charles Bukowskiİnsanları yorgun kılan hayat değil taşıdıkları maskelerdir. - Necip Fazıl KısakürekHiçbir şey yapmamış gibi pişman. Her şeyi yapmış gibi halsiz. Her ikisinin de yükünü senelerce sırtımda taşımış gibi yorgunum. Hayatın kaç ton yükü varsa alsın bir zahmet üzerimden sıkkın... Bıkkın... Gergin... Üzgün... Yorgun... Olsak da hala yaşıyoruz çok şükür. - Can DündarDil harap Gönül yorgun! Ya Rab! Hüznüme dua sürdüm sabır taneleri ile. Olur mu ki akıbetim hayır diye!Yürek yorgun düştüğünde teri gözden olacaksa; geçmişimi merak ederek değil geleceğimi hayal ederek gelsin. Korkaklarla yürüdüğüm yolda tek kalmaktan ağır bir yük omuzlarda. Yorulup çöken insanın kalkması sürer ömür boyu. Hayat durmadan ders veren bir okul aynı zamanda teneffüse çıkmaya izin vermeyen öğretmen kadar öğrenmeden yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler evvela haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha sonra istikballerini kaybetmeye bazen en çok kendinden mı kısaldı ben mi yoruldum. Eski havam yoktur söndüm duruldum. Seni gördüğümde candan vuruldum. Ölürsem kabrimi taşsız koyma Yüreğimin Gurbetinde Üşüyorum! Bana Biçilen Mutluluk Oyununu Oynuyorum. Yorulsamda Yürüyorum Ağlasamda Gülüyorum...! Şu Hayatta Belkide En Çok İhtiyacım Olan Şey Sahte Olmadan Gülen Bir Yüz. Yalanı Olmadan Seven Bir Kalp...Boşuna yorulma gönül sadece sevmek yetmiyor. - Özdemir AsafYoruldu kadın. Güçlü olmaya calışmaktan her gece unutmaya çalışmaktan her sabah hatırlamaktan yoruldu...Kafamda çözümsüz bir çok şey var.... Düşünüyorum yoruluyorum unutuyorum biliyorum.... Yani zaman zaman dağılıyorum....Yalnızsın... bir bedel gibi... Yorgunsun... istanbul gibi... Küskünsün... bir çocuk gibi... Unutulacaksın... Her yalnız gibi...Tanıdığımı sandığım insanlarla ilgili yaşadığım hayal kırıklıklarını sığdırabileceğim bir heybem yok! Ve işte bu yüzden yüreğim tıklım tıklım yorgunluk...Sevgili Dost; Yorgun bitkin ve çaresizim... Uzat o pamuktan da yumuşak gülden de narin ellerini.... Dokun sıkıntılarıma tuz buz olsunlar...Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum. - Cemal SüreyaHasretini söküp atmaya kalksam kendimden; yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?Ne Üzgünüm Ne De Kırgınım... Yorgunum Sadece... Kendime Bile Tahammül Edemezken Nasıl Katlanayım Kendini Bilmezlere...Çok çabaladım, az sevildim, hep kaybettim. Hani insanlar yorulmaktan öldüm derler ya, bende artık ölmekten yorgunluktan ibarettir. Gelir, yorulur ve gider. - İbrahim Tenekeciİnsan bir akşam üstü ansızın yorulur. Tutsak ustura ağzında yaşamaktan... - Attila İlhanHissedince sana vurulduğumu, anladım ne kadar yorulduğumu... - Sabahattin AliHiçbir şey yapmasan da yorulabiliyor insan, düşündükleri ağır geliyor mesela...Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan. - İsmet ÖzelNe güzel şey hatırlamak seni. Bunca kalabalıklar ve bunca yorgunluklarımın içinde. - Nazım Hikmet RanPes etmek, yorulmak, bıkmak, sıkılmak.. Adına ne derseniz deyin; ben artık hiçbir şeye eskisi gibi bakmıyorum...Hayatıma katlanamıyordum. Anında takas edebilirdim. Kendimi yırtılıp sonra tekrar tekrar yapıştırılan bir parça kağıt mendil gibi hissediyordum. Kalan parçalarım hırpalanmış ve yırtılmış gibiydi. - Wardİnsanların en verimli olduğu çağda tükendim. Her anı ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade... - Oğuz AtayBir kelimeden binlerce anlam çıkardığım günler oldu, yazılan cümleleri görmezden geldiğim günlerde. İnsanlara inanmaya çalışmaktan yoruldum. - Tezer ÖzlüYorgunum albayım, doğru söylüyorsun yorgunum. Ben yaşamaktan yoruldum artık, o kadar yoruldum ki ölmeye bile gücüm kalmayacak diye korkuyorum. - Poyraz KarayelHer gün kalbimin sızladığı bir memlekette yaşamaktan yoruldum...Yalnızlığı sevdirdiler, yorulduk insanlardan...Bazen sadece yorgun oluyor insan. Ne küs, Ne aşık, Ne de yalnız...Yorgunluk iyidir. Yorgun insan gıybet ve dedikodu yapmaz, dikkatini kendine yöneltir. Başkalarının günahlarıyla avunmaz. Dikkat et; gıybet ve dedikodu yapanlar, ekseri, bedeni gibi ruhu da yorgun olmayanlardır. Yorgunluk iyidir!Yorgunum ve bu yorgunluk biraz yatayım geçsin modunda değil. Ya bırak artık, uğraşma modunda. İçindeki o merhameti, acıma, kıyamama duygusunu, masumluğu öldürdüler zaten neden uğraşasın ki modunda...Bu gündelik bir yorgunluk değil, hayat yorgunluğuydu...Yorgunlukları birikiyor insanın. Hayat yorgunluğu, düş yorgunluğu, yaşamak buruk tatlar bırakıyor dilimin ucunda. Yutkunuyorum, sonra yağmurlar yağıyor inşirah bahşeden. Kayboluyorum şehrin sokaklarında. Bir namaz ferahlığı çöküyor aciz bedenime. Yağmurdan sonraki toprak kokusu gibi...Yorgunluk hayata dair en afilli eylemdir. Gün bayrağını hayatın kalesine çektiği an başlar hareket. "Yaşıyorsam savaşmaya üşünmem" pankartları asılır gönül burçlarına. Koşturu kostümleri giyilir ve beden adımlar atar zamana. Arada nefes almak için verilir mola. Yudumlanır çaylar ve dinlenir ruh, bu çok şükür söylemidir hayata. "Çok şükür bu günde var'dım, demek ki dibine kadar yoruldum, zirveye kadar yaşadım" - Özlem AyralGönül kırgınlıkları hayat haksızlıkları, kader yalnızlıkları çeken bütün kalpler...Hayat yorgunluğu beni zafer kazanma hevesine düşürdü. - Milan KunderaZaten Yorgunluk benim genel halim.. Bana, "Nasılsın?" diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın "Yorgunum" demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak "Yorgunum".. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum.. Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum.. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum.. - Murathan MunganGitmek gerekir bazen. Fazla yormadan daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına bile dönüp bakmadan. - Can YücelBıktım boş yere hep gitmeler gelmelerden; Bırakın uyuyayım yandım kelimelerden. - Necip Fazıl KısakürekHayat insana bıkkınlık verecek kadar uzun değildir. - Amin MaaloufSevgili Dost; Yorgun, bitkin ve çaresizim... Uzat o pamuktan da yumuşak, gülden de narin ellerini.... Dokun sıkıntılarıma, tuz buz olsunlar...Aşk ilk günkü gibi kalabilir, heyecan da öyle. Aylar da geçse, yıllar da geçse. Hayat, insana bıkkınlık verecek kadar uzun değildir. - Amin MaaloufYavaş yavaş artan bir bıkkınlık var, bir boşluk varmış da dolmuyormuş duygusu giderek sarar insanı. Tekdüzeleşen hayat, beklenip beklenip de bir türlü yaşanamayan heyecanlar, artık yerinden pek kımıldamayan duygular, yaptıklarından, yaşadıklarından tat alamamalar...Bıktım hayattan bıktım sizden, anlamsız bakan gözlerinizden...Bıktım yanlızlıktan, bıktım insanların beni takmamasından, bıktım dertlerimi anlatamamaktan, bıktım tek başıma olmaktan, bıktım mutsuz olmaktan, bıktım derslerden, bıktım insanları dinlemekten, bıktım hayattan, herkes bıktırdı beni...Önceden ölmek istiyorum bıktım bu hayattan derdim, artık ölmek de istemiyorum bu boşluktan ne yaparsam yapayım kurtulamayacağım gibi geliyor...Kırılmayın diye neler yapmadım? Sizin için yaşamaktan bıktım...Düşük bütçeli sinema filmlerinden çıkma, ayrılık sahneleri yaşamaktan bıktım artık...Hayattan öyle bıktım ki tarifi yok artık. Öylesine bunaldım ki tanımı kalmadı anlatmak için... Abartmak denebilir ama aksine tam bir bunalım içindeyim işte... Yoruldum artık yalandan tebessüm etmekten, aslında içimde fırtınalar koparken başkasının kırıkları yüzünden sen etkilenme diye gülümsemekten. Ne kadar zor bir bilsen söylenen sözler yapılan davranışlar...Biliyor musunuz? Artık hayattan bıktım. Belki de insanlardan da bıkmış olabilirim. Herşeyden bıktım, usandım artık. Herşey üstüme geliyormuş gibi ben de bıktım her şeyden ama annem üzülmesin diye gülümsüyorum...Hayattan bezdim. Kim ne derse desin, yoruldum, kırıldım, bezdim ve herşeyden herkesten nefret ediyorum...Kızgınlığım, yorgunluğum geçer geçer de; kırgınlığım asla çok yoruldum kanepede yatmaktan, gün boyu televizyon izlemekten, çay kahve içmekten çok yoruldum. İşim çok zor...İnsanı ne sırtında ne de omzunda taşıdıkları yorar. İnsanı asıl yoran şey; yüreğinde taşıdıklarından göremediği artık böyle yaşamaktan, hep dert kederle uğraşmaktan yorgunluk duygumdu, hep bilmekti benim şansızlığım. Aklım anılarla yorgunluğumdu, uykumda bile bu yalnızlığım vardı, anlamadıklarını duygumdu. - Özdemir AsafBizi yoran şartların ağırlığı değil, halden anlamayan insanların beni hep zor işleriyle meşgul ederek yordu ama sanmasın ki yıkıldım; bilsin ki bendeki sadece fırtına öncesi insan sadece yorgun oluyor. Ne küs, ne yalnız, ne de aşık. Cemal SüreyaBen ruhumdan yorgunum, ruhum benden. İşte öylesine hayat benim üstüme artık ben yoruldum senin sorunlarından, sıkıntılarından. Git kendine başka birini havası, bahar yorgunluğu, yaz baygınlığı, sonbahar hüznü, pazar uyuşukluğu, sabah mahmurluğu, akşam rehaveti. Bi yüzümüz gülmedi nasıl en iyi baharatsa; yorgunluk da en mükemmel uyku hapıdır. Johann GoetheYorgunluğun geçmesi için bir gece yeter insana. - Megnet ZurnerIzdırap duyduğumuz yorgunluğun en büyük kısmı ruhtan doğar, tamamıyla fiziki olan yorgunluk, hakikatte nadirdir. - Chris HadfieldYıllar geçtikçe yoruluyorum, yol uzun gitmekle bitmiyor, günler gelip ne kadar yorucu değil mi? Yemek yerken kaşığı indir kaldır, çay içerken şekeri karıştır erit, yürürken ayaklarını kaldır ileriye doğru yoran ne işim, ne uğraşım, ne de fizikidir. Beni asıl yoran senin para hırsı kişiler yorgunluk nedir bilmezler ta ki ölüp gidene kadar. Gecesini gündüzüne katarlar aç susuz için susmak yorgunluk, söylemek dinlenmektir. H. Rahmi GürpınarYorgunluk kadar sağlıklı ve belki de yorgunluk kadar etkili uyku ilacı hemen hemen yok gibidir. - Henry FieldingBoş ver çok çalışıp çalışıp yorgun yaşamayı, az para kazan mutlu olmayı bil öyle yorgunum ama yorgunluğum sadece seni görene kadar. Senin omuzlarına yaslanmak, saçlarını okşamak, gözlerine bakmak benim yorgunluğumu alır akşama kadar çalışır yorulur, kadın akşama kadar çene çalmaktan birbirimize çok yabancıymışız gibi yüreğimle, sanki benim değil ya da hiç benim olmamış gibi yorgun ve oturuyorum gelip geçene söylemekten, kızmaktan çok sadece çalışmakla olmaz. İnsan oturduğu yerden hiç kalkmadan da yorulabilir. Kafa yorgunluğunun en büyük sebebi bu yorgun bu hüzünlü yüreği, benim değilmiş gibi hiç kimse görmeden, şöyle bir yol kenarına bıraksam. - Edip CanseverErkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan. İkisi de hayal kırıklığına uğrarlar. - Oscar WildeHerkes kendi hayatını yaşa hiç yorulmaz aslında. Yorgunluğumuzun asıl sebebi herkesin birbirinin hayatını yaşamaya başkasının hayatını yaşamaya çalışırsan yorulursun, üzülürsün, hayal kırıklığına yüreğime söz geçiremiyorum. Sus diyorum susmuyor, ağlama diyorum sürekli sessiz sessiz kanıyor. Bakmak İsteyeceğiniz Konular Bakmak İsteyeceğiniz Düşünür Sözleri
Kuran-ı Kerim’in 94. suresi olan İnşirâh Suresi, Mekke’de nazil olmuştur ve 8 ayettir. İnşirâh Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Mealiİnşirâh suresinin anlamı nedir, İnşirâh’ ne demek? İnşirâh isminin anlamı ve kökeni nedir? İnşirâh suresinin konusu nedir, neden bahsetmektedir? İnşirâh suresini okumanın faziletleri nelerdir? İnşirâh Suresi neden indirilmiştir? İnşirâh Suresinin özellikleri nelerdir? İnşirâh Suresi ne zaman ve niçin okunur? İşte İnşirâh suresi okumanın fazilet ve faydaları…İnşirah SuresiKuran-ı Kerim’in doksan dördüncü 94. suresi İnşirah Suresidir. 8 Ayetten Suresi 30. Cüzde yer alır. Duhâ Sûresinden sonra, Asr sûresinden önce Mekke’de nazil olmuştur. İnşirah kelime anlamı olarak Açılmak, genişlemek anlamına nazil olmuştur. 102 harften oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 12. Bilgiİnşirah Suresinin Adının Anlamı“İnşirâh” kelime anlamı olarak açılmak, genişlemek, sevinmek anlamlarına Peygamber’in göğsünün açılıp sevinç, huzur ve güvene kavuşturulmasını anlattığından sure bu adı “Şerh” ve “Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır. 8 ayetten oluşan İnşirah suresi, Mekke’de inmiştir. Kuran-ı Kerim’deki sıralamada 94., nüzul sırasına göre ise 12. Suresi Konusuİnşirah Suresinin Genel Konuları Peygamberimizin göğsünün açılması, Peygamberimizin yükünün hafifletilmesi, Peygamberimizin şanının yüceltilmesi, Her güçlükle beraber bir kolaylığın bulunması, Mekke’deki sıkıntılı günlerin geride kalacağı haber vererek insanın sürekli çalışması gerektiği konuları yer Suresi İniş Nüzul Sebebiİnşirah Elemneşrah Suresi Nasıl İnmiştir?Mekkeli müşrikler, Müslümanların fakirlik ve sıkıntılarından dolayı ayıplayıp küçümsemede çok ileri gidince, İnşirah Suresi, teselli hikmetiyle Cerîr, ei-Hasan’dan rivayetle“Bu sûre indiği zaman Resûlüllah Efendimiz ashabına Size beşaret ve müjde veriyorum Bir sıkıntı iki genişlik ve kolaylığa üstün gelemez edemez değil mi? Bir zorluk iki kolaylığı mağlup edemez’ buyurarak yakında bu gibi sataşma ve küçümsemelerin tesirini kaybedeceğine ve İslâm’ın izzet ve şerefle yükseleceğine işarette bulundu. Suyuti, Esbabu Nüzuli’l-Kur’an 121Ubey b. Kâb yapılan rivayete göreAramızda, Resûlüllah Efendimiz’e bazı şeyleri sormakta Ebû Hüreyre en cesaretlimiz idi. Ebû Hüreyre bir gün Resûlüllah’a şöyle sordu“Ya Resûlüllah! Peygamberlik hususunda belirti olarak neler gördünüz?”Bunun üzerine Efendimiz oturduğu yerden doğrularak şöyle buyurdu;— “Ya Ebâ Hüreyre! Cidden önemli bir şeyden sordun. Ben henüz on yaşlarındayken vahada bulunuyordum. Derken baş tarafımdan bir ses geldiBir adam diğerine Bu o mudur?’ diye sordu ve ben, tanıyamadığım yüzlerle, hiçbir mahlûkta rastlayamadığım ruhlarla, hiç kimsenin üzerinde göremediğim elbiselerle karşılaştım, bana doğru geldiler ve her biri bir kolumdan tuttu, ama hiçbirinin dokunduğunu âdeta hisset diğerine Onu yere yatır!’ dedi ve beni incitmeden, büküp hırpalamadan yere yatırdılar. Ötekisi yanındakine Onun göğsünü aç!’ dedi ve o da göğsümü kansız ve acısız ona İçinde kin, kıskançlık ve benzeri duyguları çıkar’ dedi. O da kan pıhtısını andıran bir şey çıkartıp ona Oraya şefkat ve merhamet yerleştir’ dedi. O da gümüşe benzer bir şey çıkardı ve sonra sağ ayağımın paş parmağını tutup hareket ettirdi ve bana şöyle dedi Geç ve selâmete eriş!’Ben de küçüğe sevgi ve şefkat, büyüğe rahmet duygusu taşıyarak geçip gittim.’ Abdullah b. İmam Ahmed, Muhammed Abdirrahman tarikiyle İbn Ubey b Ka’b İbn Kesir, Tefsiru Kur’ani’l-azim 4/524. – Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları 13/6868.Peygamber Efendimizin Göğsünün Açılıp Genişletilme Olayı“Senin göğsünü senden yana açıp genişletmedik mi?” İnşirah Suresi 1. Ayetİnşirah Suresinin Mekke döneminin ilk yıllarında indiğine bakılırsa, Resûlüllah Efendimizin İslâm’ı teblîğe çalışırken Mekke’nin ileri gelenlerinin muhalefetine maruz kaldığı ve o yüzden sıkılıp göğsünün daraldığı Hak, Onun daha önce de birtakım sıkıntılı dönemler geçirdiğini, ama sonunda o sıkıntıları bir bir gerilerde bıraktığını hatırlatarak bu sıkıntının da geçici olduğuna ilgili âyetle işarette Mekke döneminin ilk yıllarında İnşirah Suresinin indiğinden, bir süre vahyin kesilmesiyle Resûlüllah’ın göğsünün daraldığı ve üzüldüğü söz konusu olabilir. Cenâb-ı Hak, Duhâ Sûresiyle Onu teselli edip kendisini terketmediğini beyan ederek, o sıkıntıdan dolayı göğsünü açıp genişlettiğini, feraha kavuşturduğunu, bu sıkıntıyı da ondan gidereceğini Peygamber Efendimiz henüz on yaşlarında iken bir mucize olarak göğsünün melekler tarafından açılarak manevî bir temizlenme ve arınma yapıldığı ve kalbi feyiz, rahmet, sevgi ve şefkatla doldurulduğu hatırlatılarak böylece mevcut sıkıntıdan dolayı da yakın gelecekte kalbinin ferahlık ve sevinçle genişletileceği, rahatlayacağı müjdesi Muhammed Efendimiz, kendisine peygamberlik emaneti gelmeden önce yaşadığı dönemde “Tevhîd İnancı”nın bozulduğunu ve o sebeple putlar gibi maddî varlıklara ilâh diye tapıldığını; her türlü zulüm ve ahlâksızlığın fütursuzca işlendiğini görüyor ve buna fazlasıyla üzülüyordu; bir çare bulamadığından dolayı da göğsü daralıyor, sıkıntı çekiyordu. Kırk yaşına girinceye kadar bu sıkıntı devam etti. Vahiy inip Allah’ın son dinini tebliğ ile görevlendirilince, aradığı fakat bir türlü bulamadığı çarenin tecelli ettiğini gördü ve içindeki sıkıntı Suresi Fazileti ve SırlarıManeviyâtta ilerlemek isteyenler, İnşirah Suresini her gün 70 defa Suresi her türlü maddi ve manevi sıkıntılardan en kısa zamanda kurtulmak için her gün 70 defa içinde olanlar, ruhi bunalım ve başı daralanlar selâmete çıkmak için, günde 70 defa İnşirah Suresini okumaya devam vakit namazdan sonra İnşirah Suresini okumaya devam edilirse, Cenab-ı Hak işlerinde ona kimselere kolaylıklar verir ve rızkını çoğaltır, sıkıntısını giderir, ummadığı yerden Suresini her gün duha vaktinde 200 defa okumayı vird edinen kimse bazı esrar-ı ilahiyyeye vakıf ve helal dilekleri için 2 rekat Hacet Namazı kılarak Besmele ile 152 kere elem neşrah leke sadrak süresini okuyanlar isteklerini ve dileklerini Cenab-ı Hakk’tan isteyebilirler. Gece yarısından sonra okunması daha gün 7 kere İnşirah Suresini okumaya devam eden kimse kalp sıkıntısından kurtulur, bol rızka göğüs darlığı bulunan kimseye İnşirah Suresini okunur veya hasta olan kimse bu surenin okunmasına bizzat devam ederse, Allah’u Teala o kimseyi bu hastalıktan salihinden bir kısım ulema şöyle der “Her kim Kuran-ı Kerim’i ezberlemede zorlanıyorsa İnşirah suresini bir kağıda yazsın. Zemzem suyunda yazıları silininceye kadar beklettikten sonra bu suyu içsin. Ezber sorunu kalmayacaktır. Ayrıca bu su, böbrek taşı ve kumu bulunan kimseye içirilirse, ona da bi-iznillah şifa Suresi, gönlü darları, sıkıntı çeken ve bunalıma giren kişinin üzerine okunursa, Allah’ın izni ile şifa Abdussamed İnşirâh Suresi Mp3 Dinleبِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِİnşirâh Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe MealiBismillâhirrahmânirrahîmRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…İnşirah Suresi Arapçaأَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ١ 1. Elem neşrah leke sadrak. 1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ ٢ anke vizrak. senden alıp atmadık mı?الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ ٣ 3. Ellezî engada zahrak. 3. O senin belini büken yüküوَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ ٤ rafeğnâ leke zikrak. 4. Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ٥ 5. Feinne meal usri yusrâ. 5. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ٦ 6. İnne meal usri yusrâ. 6. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha فَرَغْتَ فَانْصَبْ ٧ 7. Feizâ ferağte fensab. 7. Boş kaldın mı hemen başka işe koyul, وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ ٨ 8. Ve ilee rabbike ferğab. 8. Yalnız Rabbine Diğer KonularKuran-ı Kerim Sıralı Tüm SurelerKur’ân-ı Kerim Nüzul İniş Sırasına göre SurelerNamazlardan Sonra Okunan AşirlerLa yestevi Ayeti Okunuşu ve AnlamıLe kad sadekallahü rasulehüİnne lil muttekîne Ayeti Okunuşu ve AnlamıHuvallahullezî Ayeti Okunuşu ve Anlamıİnşirah Suresi Faziletleri ve SırlarıHaşr SuresiFetih SuresiYasin SuresiVakia SuresiBakara SuresiSekine DuasıCevşen Duası Türkçe OkunuşuAyetel Kürsi Arapça Okunuşu ve Anlamı
inşirah ferahlığı ile ilgili sözler